|
Köleliğin İlgasına Giden Yolda Osmanlı Hukukunda Köle Ticaretinin Yasaklanmasına Dair Bazı Belgeler
Prof. Dr. Servet Armağan
(Anayasa Hukuku Profesörü)
Yazının Devamı.. |
Belge No:1
Esaret-i Zenciyyenin Men’iyle, Tüccar ve Mütecasirlerinin Mücazâtı Hakkında Evasit-i Cümade’l-Âhire, sene 1283 (1867) tarihli Şerefsâdır Emr-i Âli
Sadaret Rütbesi Celilesiyle bilfiil Mısır Valisi olup Mecidiyye ve imtiyaz nişan-ı Hümayunlarımın birinci rütbelerini hâiz ve hâmil olan Vezir-i Meâl-i Semirim Muhammed Said Paşa, Zeyd İclale ve Zaaf bi – teyid iktidara ve ikbaleye hüküm. ... Üsera-i Zenciyye ticaretinin memnuiyeti hakkında Saltanat-ı Seniyyenin ittihaz ve ilân etmiş olduğu tedabirin Memâlik-i Mahruse-i Şâhâmemin bazı mahallerinde âsar-i fiiliyyesi görülmeyerek ticaret-i mezkûre yine cereyen etmekte olup , halbuki bu üsera-i zenciyye memleketlerinden çıkarılıp sevahile gelinceye değin çöllerde bunca zahmet ve meşakkat çektiklerinden birçoğu telef olduktan sonra bakiyyesinin dahi mevaki-i harreden bilâd-i bârideye birdenbire nakilleri sebebiyle ilel-i sadriyye ve emraz-ı saireye düçar olarak ekserisinin genç yaşlarda nimet-i hayyatdan mahrum olduklarından ve bu ahval –ı mükeddere ise insaniyetin tecviz etmeyeceği derecede daire-i tahammülden hariç olduğundan, bu ticaretin memnuiyeti-i külliye ve mütemadiyye ile men’i lazım gelip, bade izin üsena-i zenciyyenin bahr-i sefid tarafında mahreci alan Trablusgrap eyaletinden vusül-ü ferman-ı Al-i Şânımdan itibaren hiçbir tarafa üsera-i zenciyye salıverilmemesi ve derûn-u eyaletde bulunan ve Afrika’nın ta içlerine dağılmış olan esircilere dahi derhal ilan-ı keyfiyyet olunarak fakat bu makule evrak mahallerde olanlar için sekiz hafta müddet mehl tayin olunup bu müddetten sonra yine üsera-i zenciyye geldiği halde onların artık derûn-u eyaletde dahi satılmasına ruhsat verilmeyip derhal getiren esircilerin icbariyle itak ettirilmesi ve üsera-i mu’tekanın memleketlerine iadeleri kendilerinin hayatını tekrar hatara giriftar etmek demek olacağından, oralarda münasip mahellere ve hanelere yerleştirilip esbab-ı taayyüşlerine hakılması;
ve üsera getiren esircilere ellerinden üseranın alınması birnevi ceza ise de tekrarı halinde derece derece teşdid-i mücâzat olunmak lazım geleceğinden o makulelerin ibtidaki vakasında bir sene müddetle hapsolunması ve bir şahısdan tekrar böyle bir hareket vukubulur ise, her defası için hapis müddetine bir sene ilave kılınması ve bahr sefidde (Akdeniz) kâin sevahil ise cezâirde dahi bu usule ikdam ve dikkat olunmak her yerde vusulü evamirden sonra her kangı mahalle üsera-i zenciyye gelecek olur ise, zinhar başka mahallelere ve hanelere yerleştirilerek esbab-i taayyüşlerine bakılması; ve çünkü iş bu memnuiyyetin Akdenizde intişarına altı hafta müddet kafi ettiğinden ondan sonra içinde üsera-i zenciyye olarak liman ve iskelelere vürûd edebilecek teb’a-i devlet-i aliyyem ticaret sefinelerinin canib-i miriçün zabtı ve kaptanının hapsi ile dersaadetine bildirilmesi ve esircilerin icbariyle üsera-i varide itikad (itak olması gerekir)ettirilip kezalik münasip mahallerre yerleştirilerek esbab-ı taayyüşlerine bakılması;
ve bahr-ı sefidde keşt ve kûzar etmekde (dolaşmakta) bulunan süfun-u hümayunum kumandanları taraflarından dahi bu hususa mitemadiyyen dikkat ve nezaret olunarak müddet-i mehl-i mezkür münkaziye olduktan sonra o misaüllü içinde üsera-i zenciyye olan sefayine tasadüf eyledikleri halde arz ve girift (yakalama) ile dersaadetime gönderilmeleri zımnında kendilerine talimat-ı katiyye verilmesi;
ve itak-i üsera maddesi her bir mahalde yalnız esircilerin bundan böyle getirecekleri üsera hakkında olup, yoksa evveldenberi herkesin beste-i silk-i mülkü bulunmuş olan üsera-i zenciyyenin ashabı tarafından mezat edilecek vakte kadar yine hal-i asliyesinde kalması emr-i tabii ise de, öyle müzayede suretiyle alınıp satılmaları caiz olmayacağından bir münasip usule, yani şiyme-i fütüvete yakışacak suretde cereyan etmesi lazım geleceğinden bu maddenin dahi iktiza edenlere etraflıca ve dikkatlice anlatılması;
ve memnuniyet-i mezkürenin hatte-i ırakiyyede dahi temami-i icrası ve bahr-ı faris için üç mah müddet mehl tayin olunarak ondan sonra içinde üsera-i zenciye olarak tesadüf edebilecekleri sefineleri cânib-i mirüçün zabt ile keyfiyetlerinin bu tarafa bildirilmesi zımmında Basra Tersanesinde bulunun süfun-u şâhanemden münasip sefineler dolaştırılması hususlarını havi Trablusgarb ve Bağdat valilerine evamir-i aliyye tesyarı;
ve Cezair ve sevahil-i bahr-ı sefid memurlarına dahi tenbihat-ı lazime neşri ve’l-hale hazihi hatte-i mısriyyede bu memnuiyyet maddesi cari ise de şimdiki karar-ı resmi men-i külli demek olduğundan, bade izin oralara üsera-i zenciye geldiği halde gerek onların ve gerek esircilerin haklarında usul-ü meşruhanın tamami-i icrası için başkaca emar-i şerifim tasdir kılınması keyfiyatı Meclis-i Has-ı Vükela-i Devlet-i Aliyemden bilmüzakere kararlaştırılarak taraf-ı hümayun-u şahaneme arz ile bedelistizan ol vechile icra-i iktizalarına emr ve irade-i seniyye mülukânem müteallik ve şerefsüdur olarak mukteza-i münifi üzre zirkolanun mahallere evamir-i aliyye-i mülukânem neşriyle işarât-ı resmiyye icra olunmuş olmakla;
sen ki vezir-i meal-i semir müşar ileyhsen vusul-ü ferman, celilul-unvan mülukânemde icab-ı vechiyle ilân-ı keyfiyyet olunarak, mecbul(yaratılışında) ve meftur(karakterinde) olduğun gevher giranbaha-i dirayet (çok kıymetli dirayet – anlayış) ve fetaneti kâmile (tam zekavetli) ve hamiyet-i zatiye muktezası üzere tarih-i ilandan itibaren muhavvel uhde-i fetanetin olan mahallerden hiçbir tarafa üsera-i zenciye salıverilmesi ve memnuiyet-i meşruhanın hatte-i mısrıyyede dahi tamam-i icrası hususuna ihtimam ve bezl ü cel meknet eyleyesin. “(D. 1.t. c.4 , sh. 368-370)
Lügatçe:
Mevaki-i harre: sıcak bölgeler, yerler beste-i silk-i mülk: tam mülkiyet
İlel-i sedriyye : göğüs hastalıkları şiyme-i fütüvvet:asalet ve şerefe uygun
Emraz-ı saire : diğer hastılıklar hatte-i ırakıyye: Irak bölgesi
Düçâr : maruz kalmak hatte-i mısrıyye: mısır bölgesi
Ahval-i mükeddere: üzücü durumlar bahr-i faris: Basra Körfezi – Hind Denizi
Bahr-i sefid : Akdeniz süfun-ü şahane: saltanat gemileri
Üsera: esirler tesyari: gönderme
Derun-u eyalet: ülkenin iç tarafları ve’le hazihi: şu anda
Mehl: müddet bade izin: bundan sonra
İtab: cezalandırma mukteza-i münif: işin yüksek değerinin gereği
Giriftar: sürükleniş, yakalanmış mecbul: yaratılışında
Esbab-ı taayyüş: geçim yolları, çareleri meftur: karakterinde
Cezair: adalar girenbaha-i dirayet: Çok kıymetli dirayet; anlayış
Zinhar: kesinlikle
Canib-i miriçün: Devlet-i hükümet için fetânet-i kamile: tam zekavetli - anlayışlı
Üsera-i varide: gelen zenciler hamiyet-i zâtiye: şahsi gayret
İtak: azad etmek muhavvel uhde-i fetanet:zekaya- anlayışa bırakılmış
Keşt ve küzar : dolaşmak cezl ü cel mekanet: güç ve kuvvet sarfetmek;
temkinle hareket etmek
Münkaz: (müddet ) geçmek üserâ-i mu’teka : âzat edilmiş esirler
Ahz ve girif : yakalama
İclâl: büyüklük
Belge No:2
Üserayi zenciye ticareti
Üsariye zenciye ticaretinin men’ine dair kanunname
(4 Kânun Evvel 1305) (4 Aralık 1889)
Madde 1 – Memaliki osmaniyede üserayi zenciye ticareti ve memaliki osmaniye ve müştemilatının her tarafına üserayi zenciye ithali ve onların berren ve bahren memaliki osmaniyeden müruru ve diyari ecnebiyeye ihracı memnudur.
Madde 2 – Hizmetçi sıfatında ve sahip ve sahibeleri refakatinde harice gidecek ve taife sıfatile tüccar sefaininde bulunacak üserayi zenciye memnuiyetten müstesnadır. Ancak hizmetçi zencilerin sahipleri yedinde sin ve şekillerini gösterir ve sahip ve sahibelerine ne sıfatla refakat ettiğini zikreder bir şehadetname(*) bulunacak ve taife sıfatile gemilerde kullanılan üserayi zenciyenin dahi adat ve eşkâli ve sureti istihdamları sefinelerin taife tezkerelerinde(*) tasrih kılınacaktır.
Madde 3 – İkinci maddede tarif olunduğu veçhile sahipleri yedinde şehadetname olmıyan ve taife tezkeresinde mukayyet bulunmıyan üserayi zenciye hür addolunarak yedlerine mahkeme canibinden ve mahkeme bulunmadığı sürette hükümeti mahalliye tarafından atiknameler verilip, sahiplerine esir tüccarı nazarile bakılır, fakat bunlar o misillu tüccardan olmadıklarını isbat edereler ise mücazatı kanuniyeden muaf olurlar.
Madde 4 – Memâliki osmaniyeden diyarı ecnebiyeye gidecek azatlı zencilere hür ve şahıslarına bilakaydüşart mutasarrıf olduklarını mübeyyin birer pasaport verilecektir. Ancak ikinci madde mucibince hizmetçi sıfatile sahipleri refakatinde bulunacak zenciler için verilmesi lazım gelen evrakı resmiyede bunların sin ve eşkâli ile ciheti refakatleri tayin ve tasrih kılınacaktır.
Madde 5 – Birinci maddede beyan olunan memnuiyet hilafında doğrudan doğruya veya bilvasıta üserayi zenciye ticaretinde methali sabit olan eşhas ile maiyetleri ve üsera taşıyan sefain kaptanları birinci defada birer sene hapis cezasile mahkûm olurlar ve mükerirleri haklarında her defa için müddeti hapse zammolunur ve her halde bunların ellerinde bulunacak üsera bilabedel zaptolunup üçüncü madde mucibince yedlerine utuknameler verilir.
Madde 6 – Hilafı memnuiyet ele geçecek üsera meyanında sabi ve mürahik zuhur eyler ise bunların ticaretinde bulunanlar ve kat’ı uzuv veya kanunen memnu olan sair muamelenin icra olunduğu tahakkuk eder ise, o makule cinayetin faili olanlar beşinci maddede gösterilen cezadan başka ceza kanununun mevaddı mahsusasında muayyen mücazat ile dahi mahkûm olur.
Madde 7 – Memaliki osmaniyenin bir tarafında altıncı maddede beyan olunun kat’i uzuv gibi cinayetlerin ve sabi ve mürahik zenci esaretinin vukuu istihbar vaya müşahede olundukta hükümeti mülkiye memurları kanunen haiz oldukları salahiyet dairesinde maznun olan eşhası derdest ve tevkif ederek tahkikatı evveliyeyi natık zabıtname ve maznunualeyhlerin haklarında medarı hüküm ittihaz olunabilecek sair evrakı müsbite ile beraber ait oldukları mehakime teslim edeceklerdir.
Madde 8 – Devleti aliye ile İngiltere devleti beyninde 11 Rebiülahır sene 1297 tarihinde aktolunun mukavelename(*) mucibince devleteynin sefayini harbiyesi üserayi zenciye sefayinine tesadüf ettikleri halde gerek osmanlı sancağını hamil olsun ve gerek ingiliz bayrağı altında bulunsun, sefayini mezküreyi ve edevat ve eşyasını derdest edeceklerdir ve bunlardan İngiliz bayrağını hâmil olanlar sefayini osmaniye tarafından tutulduğu halde, muamelei kanuniyenin icrası ve mev’ut olan mükâfatın istihsali için ingiliz hükümetine teslim edileceği gibi, osmanlı sancağını hâmil olupta devletin sefayini harbiyesi tarafından derdest edilecek üserayi zenciye gemileri dahi hükümeti osmaniyeye teslim olunarak mükafat maumelesi ifa kılınacaktır.
Madde 9 – Derunünde üserayi zenciye bulunan bir sefine tutulup hükümeti osmaniyeye teslim olundukta sahibinden ve sahibi mahalli aharda bulunduğu surette kaptanından mahkeme marifetile üseranın beheri için beşer osmanlı altunu cezayi nakti alınıp gemiyi tutan sefine zabitan ve efradına mükafatı naktiye olarak ita kılınır ve masarifi muhakeme dahi mahkeme için başkaca tahsil olunur. Tutulan sefinenin sahip veya kaptanı zikrolunan cezayi nakti ve masarifi muhakemeyi ifadan imtina ederse, hamulenin gayri sefineye müteallik eşyadan anların istifasına kifayet edecek miktarı ve kısmen kafi olamaz ise, tamamı bilmüzayede mahkeme marifetile satılır ve bu da tekabül etmez ise, yine mahkeme tarafından sefine füruht olunur. Ve bu suretle satılacak gemi bahasından mahkeme masrafı ve mükafati naktiyesi çıktıktan sonra fazlası kalır ise, sefinenin sahibine teslim kılınır. İşbu sefain ve edevat ve eşya füruhtu hakkında mahkemei müteallikalarından sadır olan hükümler kat’i olacaktır.
Madde 10 – Üserayi zenciye ticaretinden dolayı vukubulacak muhakemede müddeiumumiler kanunen kendilerine ait vezaifi icra edecekleri misillu üserayi zenciye sefainini derdest eden devlet sefinei harbiyesi süvarisi dahi işbu muhakematta müddeii şahsi sıfaile bulunabileceklerdir.
(İrade tarihi 22 Rebiülaher 1307, 4 Kanunuevvel 1305 – 4 Aralık 1869)
Belge No:3
Azatları ilan olunan zencilere mahsus azadname
İsmi memleketi sinni sıfatı
Boyu Bıyığı sakal gözü
Balada isim ve eşkali muharer zenci... üserayi zenciye ticaretinin memnuiyeti hilafında olarak füruht olunmak üzere.... yedi zabtında ve ... kaptanın sefinesinde olduğu halde derdest olunmuş olduğundan kanunu mahsus ahkamına tevfikan merkum.... Devleti Aliyei Osmaniye namı alisine olarak kaydı esaretten istihlas olunduğunu ve minbaat merkumun sair ahrar misullu hür olup hiçbir taraftan hiçbir vesile ile esareti iddia olunamıyacağını mübeyyin işbu azadname merkum.... yedine ita kılındı.
Fi Sene (Sicilli Kavanin, c.11,sh.353)
Belge No: 4
Çerkes ve sair köle ve cariyelerin de üsarayı zenciye gibi meni bey ve şerası hakkında irade
(17 teşrin-i evvel. 1325 ) (17 Ekim 1909)( * * *) (Sicilli kavanin, c.16, sh. 71 vd.)
Meclisi mahsusu vükela mazbatası
Meni esaret hakkında Dahiliye Nezaretinden ve bazı taraflardan vukubulan işarat ve müracaat üzerine sebkeden tebliğ mucibince zâti Şehülislami ile badelmuhabere Şurayı Devlet Tanzimat dairesinden kaleme alınıp meclisi acizanemizde mütalea ve leffen arzu takdim kılınan mazbatada dermeyan olunduğu veçhile dari islâmda hürriyet asıl olmasile hiçbir taraftan kendilerinin rikka manküt köle ya cariye oldukları iddia olunmıyan eşhasa asla müdahale edilmeyip ancak rikka inkıyadı sabıklarının sübutile halen köle ya cariyeleri olduğu mevlaları tarafından iddia olunanlar hakkında behemehal bir nehci şer’i mürafaa iktıza edeceği fetvahanenin ifadesine atfen tarafı meşihattan iş’ar olunmasına ve memaliki Osnamiyede esaret kanunen memnu ve memnuiyeti vakıa Kanunu Esasi ile de müeyyet (*) ve mesağı istirkakın vücudü ahval ve şeraiti mahsusa tabi olduğu halde, esasen kaydi esaretten azade olan Çerkeslerin vesilei ticaret ittihazı gayricaiz bulunduğuna bianen Çerkes ve sair köle ve câriyelerin de üserayı zenciye gibi meni bey ve şerası ve rikkai inkıyatları mevlaları tarafından iddia olunanlar olur ise, haklarında ber nehci şer’i hemen mürafaa icra ve hükümleri sürati mümküne ile ita olunarak şer’an ve kanunen hür olan bir takım ebnai vatanın kaydi esaret altında kalmalarına meydan verilmemesi zımnında meşihatı müşarüileyha ile Dahiliye ve Adliye Nezaretlerine tebligat ifası tezekkür olunmakla katıbei ahvalde emrüferman hazreti veliyülemir efendimizindir.
12 şevval 1327 - 14 teşrinievvel 1325.
Tezkerei maruza
Memaliki osmaniyede meni esaret hakkında Şûrayı Devlet Tanzimat dairesinin mazbatası üzerine Meclisi Mahsusu Vükelada cereyan eden müzakereye tevfikan tanzim kılınan mazbata melfufu ile arzu takdim olunmakla iradei seniyei cenabı padişahi ne veçhile serefsudur buyrulur, ise mantuku alisi infaz olunacağı beyanile tezkerei senaveri terkim kılında efendim.
12 şevval 1327 - 14 teşrinievvel 1325.
İradei seniyei hazreti padişahiyi mübelliğ hâmiş
Residei desti tazim olup melfuf meclisi vükela mazbatası ile beraber manzuru ali olan işbu tezkerei samiyei sadaretpenahileri üzerine mucibince iradei seniyei cenabi padişahi şerefmüteallik buyrularak mazbatai mezkûrenin balası imzaya hümayunu hazreti şehriyari ile tevşih buyrulmuş olmakla olbapta emrü ferman hazreti veliyülemrindir. 15 Şevval 1327 14 teşrinievvel 1325
Lügatçe:
Berren ve bahren: Kara ve deniz yolu Sin: yaş
Atikname: köle âzad belgesi Utukname: köle âzad belgesi
Mürahik: bâliğ (veya reşit) olmayan küçük Sabi : çocuk
Derunûnde : içinde, dibinde Füruht : satış, satma
İstihlas: kurtulmak Minbaat: bundan sonra
Merkum: yazılmış Azadname: köle âzad belgesi
Sebkeden: daha önceki Leffen: ekli olarak
Melfuf: ekindeki Rikka: kölelik
Menkut: noktalı Mevlâ: kölenin efendisi (sahibi)
İstirkak: köleleştirme Mesağ: müsaade
( Bu konudaki irade yayınlanmadan önce çerkes asıllı kölelerin feci durumunu ıslah yolunda bazı teşebbüsler olduğu bazı bilgilerden anlaşılmaktadır. Bu tarihten yaklaşık 6 ay önce yapılan bir gayreti ve Padişaha dilekçe verilmesini, bir dergideki makaleden aktarıyoruz. (Bkz. Prof. Dr. Hayri Domaniç: Türkiye Çerkeslerinde Köleliğin Kaldırılması ve Dumanişzade Mahmut Efendinin Etkisi, Nart, s.13, Mayıs-Ağustos 1999, sh. 54 vd).
Bu girişimlerden biri Kayseri ilinin Aziziye ilçesine yerleşen Çerkeslerden Dumanişzade Mahmut Efendi tarafından Osmanlı Sarayına ulaştırılan bir mektuptur.
İstanbul’da yayımlanmakta olan ve Çerkesçe kılavuz-rehber ve haber anlamına gelen GUAZe Gazetesi’nde bu mektuba dayalı haberin öz Türkçeleştirilmiş metni söyledir:
“Osmanlı topraklarında köle ve cariyelerin en geniş olarak bulunduğu yer Sivas’a bağlı Aziziye (Pınarbaşı) ve çevresidir. Öteden beri geçen zaman içerisinde en önemli meseleyi kölelik teşkil etmiştir.
Bu mesele, bu civarda çözülmesi gerekli olan en önemli problem olarak bulunmaktadır. Köleliğin ve cariyelik probleminin çözülmesi gerekli bir sorun olduğu artık yavaş yavaş anlaşılmaktadır. Dumanişzade Mahmut Efendi’nin 5 Mart 1325 (1909) tarihinde kendi imzası ile Aziziye’den göndererek gazetemize tevdi edilmiş olan mektupta bildirilen haberler iyi değildir. Bu mektupta bildirilen haberlere göre: Bu yöredeki köleler efendilerine karşı isyan etmeye açıkça karar vermişlerdir. İş şunu gösteriyor ki, kölelerle efendiler, iki taraf da kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek birbirlerine karşı tavır almışlardır. Her iki tarafın kendi kendilerine uzlaşması mümkün değildir. Bunun için iki tarafı uzlaştırabilecek bir arabulucuya ihtiyaç vardır. Bu da ancak Hükümetin elinden gelir.
Hükümet, tarafları incitmeyecek derecede yumuşak ve manevi bir anlayışla şeriat kurallarına aykırı olmayacak şekilde bir kanun yaparak taraflara arabuluculuk yapabilir. Rusya hükümetinin ilan ettiği hürriyeti Kafkasya’da uygulaması hem kölelerimiz hem de hükümetimiz için dikkat çekicidir. Rusya gibi bir devlet ilan etmiş olduğu hürriyetten Kafkasya’daki müslüman unsurları yararlandırmamayı uygun bulmadı. Kölelerimiz için de bu durum çok dikkat çekicidir. Zira Rusya devleti bunu kendi bildiği gibi yapmadı, İslam şeriatına dayanarak kölelerle ilgili özel hükümleri göz önünde bulundurarak ortadan kaldırdı. Bu köleler artık işi tabii akışına bırakmalıdırlar ve meselenin soruşturulmasını Teavün Cemiyeti’ne bırakmalıdırlar. Esasen kölelerin elinde artık bu sorunun çözümü için ciddi bir koz da vardır. Onun için kendilerinin ayaklanmasına ve acele etmesine gerek yoktur. Zira osmanlı Hükümeti artık bu soruna çare bulacaktır. Buna inancımız kesindir. Daha önce de Aziziye’de kölelerin iskanı için Sivas’a 6000 lira para tahsis ederek göndermiştir. Ayrıca Hükümet köleliğin ortadan kaldırılması yönünde harekete geçerek bir adım atmıştır. Bu da sorunun çözümü yönünden bir başarı sayılır.”
|