İlmi Hayatım ve Eserlerim

• 16/12/2006 - Osmanlı Hukukunda Köle Ticareti -I-

 

 

Köleliğin İlgasına Giden Yolda Osmanlı Hukukunda Köle Ticaretinin Yasaklanmasına Dair Bazı Belgeler *

 

Prof. Dr. Servet Armağan

(Anayasa Hukuku Profesörü)

Giriş:

 

Aşağıda Osmanlı Hukukunda önemli yeri olan dört belgeyi tanıtacağız. Bu belgeler Kölelikten ve köle ticaretinden insanların hür olmasına doğru giden bir çizginin belgesidir. Dünya üzerinde kölelik asırlarca devam etmiştir. Yeryüzünün her tarafında, çeşitli devletlerde ve medeniyetlerde köleliğin mevcut olduğu bilinmektedir.

 

Osmanlı belgelerinin tanıtılmasına geçmeden önce kısaca dünyada kölelik ve tabii cariyelik ile ilgili bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyoruz. Aşağıda görülecektir ki, insanlık tarihi kadar eski olan kölelik çok zor ortadan kaldırılabilmiştir. 19. yüzyıldan itibaren, kölelik denilen feci duruma son vermek ve herkese hürriyet hakkı verilmek istenmesine rağmen, hukuken ve hatta fiilen köleliğin kaldırılması ancak 20. yüzyılda  ve hem de ancak tedricen gerçekleşebilmiştir.

 

A-    Köleliğin kısa tarihçesi

 

a) Fransız Filozofu Felicien Challeye’in “Philosophie scientifique et philosophie morale” adlı eserinin 594. sayfasında yer alan açıklamaya göre insanda ilk mülk konuları:

-Kadınlar,

-Harp esirleri, köleler,

-Hayvanlar,

-İnsana yararlı eşyalar,

- Atlar,

-Silahlar,

-Ve süs eşyalarından,

oluşmaktadır. Kitapta belirtildiğine göre, malik erkeklerin kendilerini güvencede görmek için zorunlu bulunan bu mülk unsurlarından eşyalarla hayvanlar, sahibinin ölümü halinde cesetle birlikte mezara gömülmekte ve bu kural, zaman zaman ilk mülk kadınlarla esirlere de uygulanmaktadır.

 

F. Challaye’nin eserinin 517. sayfasında açıklandığına göre, kuvvetlerin (erkeklerin) zayıflara tecavüzü şeklindeki bu mülk kavramı, genel kural olup, esirler ve üstün yaratık erkeklerin eş kadınlarla, erkek veya kız çocuklarını gereğinde öldürme ve satma hakkını da kapsamaktadır ve bu kural ilk insan cemiyetlerinin tümünde görülmektedir.

 

Kur’anı Kerim’in Beled Suresinin 11. 13. Ayetlerinde “insanlığın aşamadığı sarp yokuş” olarak belirtilen köleliğin kaldırılması emredildiğine göre uzun zaman gerçekelşmemiştir. Eski Araplarda  da kölelik yaygındır.

 

b) 18. Asırda basılan ve Fransız yazarları Diderot & D’alembert ikilisinin sorumluluğu altında hazırlanan eserin Selahattin Hilav tarafından  Türkçeleştirilen 1996 yayımı kitabın 179. sayfasında verilen bilgiye göre:

 

“Romalılar zamanında herhangi bir kimse, bir savaşta düşman eline düşmüşse, ya doğal özgürlüğünü kaybediyordu ya da işlediği herhangi bir cürümden cezalandırılması gerektiğinde, köle haline getiriliyordu.”

 

c) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hocalarından Ord. Prof. Dr. Andreas B. Schwarz’ın 1948 yayımı Borçlar Hukuk Dersleri adlı eserin 82. sh.de açıklandığı üzere, İsa’dan önce 451-449 yıllarında Roma’da ilk yazılı kanun metni On iki Levha Kanunu da, borçlarını ödemeyen borçluların, önce öldürülüp etlerinin alacaklılar arasında bölüşülmesini kanunlaştırmış iken, “borçlunun öldürülmesinin gayri iktisadi olması” gerekçesi ile, daha sonra yaptırımdan feragat edilmiş ve borçlunun köle olarak çalıştırılması sitemine geçilmiştir. Daha sonra borçlunun köle olarak çalıştırılması yararı da kaldırılmış , borçlunun hapis edilmesi usulü kabul edilmiştir.

 

d)  84. sayfasında yapılan açıklamaya göre ise:

“Kadim Mısır’da M.Ö. 8 Asırda şahsa yapılan cebri icra kral Bokchoris tarafından Atina’da (Yunanistan’ın diğer kısımlarında değil) M.Ö. 6 . asrın sonunda Solon’un kanunları ile kaldırılmıştır. Roma’da eski ius civile’nin çok sert olan şahısla mesuliyeti Pretor Hukuku ve İmparator Hukukunca bertaraf ediliyor.”

Borç için hapis usülü, Almanya’da 29 Mayıs 1868 tarihli kanunla ve Avusturya’da 4 Mayıs 1868 tarihli bir kanunla, Fransa’da muayyen bazı istisnalarla, 22 Haziran 1867 tarihli bir kanunla kaldırılmıştır.

 

e) 26.8.1789 insan ve Yurttaş Hakları Beyannamesinin 1. maddesinde “İnsanlar hukuken hür ve müsavi doğarlar ve hür ve müsavi olmakta devam ederler.”,

 

f) 4 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 4. maddesi köleliği yasakladı. Roma’da  imzalanan 4.11.1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 4. maddesinde ise “Hiç kimse köle ve kul olarak tutulamaz.” denilmiştir.

 

B-Osmanlı belgeleri:

 

Şimdi de esas konumuz olan Osmanlı Hukukundaki bazı belgelerin tanıtılmasına geçebiliriz.

 

1- Belgeleri aynen orijinal diliyle verdik. Ayrıca anlaşılmasını kolaylaştırmak için arkasına kısa bir lügatçe ekledik. Bununla beraber belgeleri ve hukuki özelliklerini kısaca açıklamak ihtiyacını duydum.

Belgelerden birincisi 1867 tarihlidir. Bu bir padişah emirnamesi veya Emr-i Ali’dir. Bu belgede ifade edilen noktalar şunlardır:

a-Osmanlı ülkesinin herhangi bir bölgesinde özellikle Mısır , Sudan,  Akdeniz sahillerinde ve Basra Körfezinde zenci ticareti yasaklanmıştır.

b-Çünkü bu zenci esirler sıcak bölgelerden alınmakta ve soğuk bölgelere taşınmaktadır. Bu esnada iklim değişikliği ve gördükleri eziyet sebebiyle hasta olmaktadırlar. Kaldı ki esir zenci ticareti insan haysiyetiyle bağdaşmamaktadır.

c-Eğer esir zenci ticareti yapan kimseye rastlanacak olursa bunlar tutuklanacak, esir zenciler ise  beslenme imkanı sağlandıktan sonra uygun yerlerde yerleştirilecektir. Esir ticareti yapan kimseler nerede görülürse görülsün cezalandırılacaktır.

d-Ancak kölelik düzeni devam etmektedir, sadece esir zenci ticareti yasaklanmaktadır. Bu sebeple sahiplerinin yanında bulunan ve köle oldukları ispatlanan kimselere ve sahiplerine herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Ancak bunların da insan haysiyetiyle bağdaşmayacak surette satılmaları yasaklanacak, o kölelerin kişiliğine uygun şekilde satılması sağlanacaktır.

e-Ancak bu emirden önce de  esir zenci ticaretinin yasaklanması hakkında  karar alınıp ilan edildiği metnin başında belirtiliyor ise de, bunların aslını bulamadık. Belki de bu karar mevcuttur, ama bir yerde yayınlanmamıştır.

2.İkinci Belge, 1889 tarihli olup esir zenci ticaretinin yasaklanmasına dair kanunnamedir. Bu kanunname maddeler halinde düzenlenmiştir. Ve kolayca anlaşılabilir genel özellikleri şunlardır.

a-     Esir zenci ticareti yasaktır. Bu yasağa riayet etmeyen kişiler  ve  kaptanlar cezalandırılacaktır. Hatta bu konuda yapılacak masraflar dahi onlardan alınacaktır. Bir kimsenin köle olduğu ispat edilirse, köle muamelesi görecek, ispat edilemeyenlere köle işlemi yapılamadığı gibi köle olduğu iddiası da ileri sürülemeyecektir.

b-     Köle olduğu ispat edilemeyenlere bir belge verilecek, ayrıca gemilerde tayfa olarak çalışanların da  nasıl bir kimse olduğu ve özellikleri belirlenecektir.

c-     Bundan iki yıl sonra İngiltere ile yapılan bir anlaşma gereğince iki devletin harp gemileri zenci ticareti yapan gemilere rastgeldikleri zaman el koyabileceklerdir vs.

3.Üçüncü belge, hür oldukları ilan edilen zencilere ait köle azat belgesidir. Bu belge  1889 tarihlidir.

4. Dördüncü belge, 1909 tarihli olup Cerkes ve diğer köle ve cariyelerin köle ve zenci ticaretine mevzu olamayacakları ve alınıp satılamayacaklarına dair padişah iradesidir. Öyle anlaşılıyor ki, Cerkes köle ve cariyelerin köle ve cariye olarak devamı kabul ediliyor, ancak alınıp satılması yasaklanıyor. Bu belgenin bugünkü  Türkçemizle ifadesi şöyledir:

1.     İçişleri Bakanlığı ve bazı ilgili daireler esir ticaretinin yasaklanması konusunda başvuruda bulunmuşlar.

2.     Özel komisyonumuz (Meclis-i Mahsusa) Şeyhülislam ile yazışma yapmış, Şurayı Devlet Tanzimat (Hukuk Bürosu) Dairesi tarafından metin haline getirilen görüşleri tartışmıştır. Neticede şunlar kararlaştırılmıştır:

a.     İslam diyarında hürriyet asıldır. Köle veya cariye oldukları iddia olunmayanlara müdahale edilemez.

b.     Ancak efendilerinin elinde köle olduklarına dair isbat edici belge bulunanlar hakkında, herhalde şer’i bir duruşma yapılması Şeyhülislamlık tarafından belirtilmiştir.

c.     Esasen Osmanlı Devletinde esir ticareti yasaktır. 1876 tarihli Anayasa da bunu teyid etmiştir.

d.     Çerkeslerin köle ticaretine konu olmaları hukuken mümkün değildir. Ancak Çerkes köle ve cariye oldukları ve alınıp satılabilecekleri efendileri tarafından iddia olunursa, haklarında derhal şer’i bir duruşma yapılması gerekir.

e.     Ve bazı vatandaşların da esaret (kölelik) altına alınmalarına müsaade edilmemesi için İçişleri, Adliye Bakanlığı ile Şeyhülislamlığa yazı yazılmalıdır. 14 Ekim 1909”

Görüldüğü gibi Osmanlı devletinde ve dünyada köleliğin kaldırılması için çok seneler geçmiş ve geçmesi gerekmiştir. Bu tarihlerden yaklaşık bir asır sonra  insanların hür olduğu ve köleliğin yasak olduğu belirtilmiştir. Ve daha sonra da bazı belgeler yayınlanmıştır.

Köleliğin yasaklanmasına ait belgelerin bir kısmı ve en önemlileri şunlardır:

1-     26/8/1789. md. 1 (İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi)

2-     10 Aralık 1948 – md. 4 (Evrensel İnsan hakları Beyannamesi)

3-     Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Andlaşma (1979) Md. 8

4-     4/11/1950- md 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

5-     İnsan Hak ve Ödevlerine İlişkin Amerikan Bildirisi (1948), md. 1 ve 2

6-     Amerikan İnsan Hakları  Sözleşmesi  (1969) md. 7.

7-     Afrika İnsan ve Halklar Hakları Şartı (1989), md. 1-2

 

*  Kısaltmalar: D.: Düstur; t.: tertip; c.; cilt

 

 


 BELGELER (Sonraki Sayfa) da >>

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 16/12/2006 - Osmanlı Hukukunda Köle Ticareti -II-

 

Köleliğin İlgasına Giden Yolda Osmanlı Hukukunda Köle Ticaretinin Yasaklanmasına Dair Bazı Belgeler *

 Prof. Dr. Servet Armağan

(Anayasa Hukuku Profesörü)


Yazının Devamı..

Belge No:1

 

Esaret-i Zenciyyenin Men’iyle, Tüccar ve Mütecasirlerinin Mücazâtı Hakkında Evasit-i Cümade’l-Âhire, sene 1283 (1867) tarihli Şerefsâdır Emr-i Âli

Sadaret Rütbesi Celilesiyle bilfiil Mısır Valisi olup Mecidiyye ve imtiyaz nişan-ı Hümayunlarımın birinci rütbelerini hâiz ve hâmil olan Vezir-i Meâl-i Semirim Muhammed Said Paşa, Zeyd İclale ve Zaaf bi – teyid iktidara ve ikbaleye hüküm. ... Üsera-i Zenciyye ticaretinin memnuiyeti hakkında Saltanat-ı Seniyyenin ittihaz ve ilân etmiş olduğu tedabirin Memâlik-i Mahruse-i Şâhâmemin bazı mahallerinde âsar-i fiiliyyesi görülmeyerek ticaret-i mezkûre yine cereyen etmekte olup , halbuki bu üsera-i zenciyye memleketlerinden çıkarılıp sevahile gelinceye değin çöllerde  bunca zahmet ve meşakkat çektiklerinden birçoğu telef olduktan sonra bakiyyesinin dahi mevaki-i harreden bilâd-i bârideye birdenbire nakilleri sebebiyle ilel-i sadriyye ve emraz-ı saireye düçar olarak ekserisinin genç yaşlarda nimet-i hayyatdan mahrum olduklarından ve bu ahval –ı mükeddere ise insaniyetin tecviz etmeyeceği derecede daire-i tahammülden hariç olduğundan, bu ticaretin memnuiyeti-i külliye ve mütemadiyye ile men’i lazım gelip, bade izin  üsena-i zenciyyenin bahr-i sefid tarafında mahreci alan Trablusgrap eyaletinden vusül-ü ferman-ı Al-i Şânımdan itibaren hiçbir tarafa üsera-i zenciyye salıverilmemesi ve derûn-u eyaletde bulunan ve Afrika’nın ta içlerine dağılmış olan esircilere dahi derhal ilan-ı keyfiyyet olunarak fakat bu makule evrak mahallerde olanlar için sekiz hafta müddet mehl tayin olunup bu müddetten sonra yine üsera-i zenciyye geldiği halde onların artık derûn-u eyaletde dahi satılmasına ruhsat verilmeyip derhal getiren esircilerin icbariyle itak ettirilmesi ve üsera-i mu’tekanın memleketlerine iadeleri kendilerinin hayatını tekrar hatara giriftar etmek demek olacağından, oralarda münasip mahellere ve hanelere yerleştirilip esbab-ı taayyüşlerine hakılması;

ve üsera getiren esircilere ellerinden üseranın alınması birnevi ceza ise de tekrarı halinde derece derece teşdid-i mücâzat olunmak lazım geleceğinden o makulelerin ibtidaki vakasında bir sene müddetle hapsolunması ve bir şahısdan tekrar böyle bir hareket vukubulur ise, her defası için  hapis müddetine bir sene ilave kılınması ve bahr sefidde (Akdeniz) kâin sevahil ise cezâirde dahi bu usule ikdam ve dikkat olunmak  her yerde vusulü evamirden sonra her kangı mahalle üsera-i zenciyye gelecek olur ise, zinhar başka mahallelere ve hanelere yerleştirilerek esbab-i taayyüşlerine bakılması; ve çünkü iş bu memnuiyyetin Akdenizde intişarına altı hafta müddet kafi ettiğinden ondan sonra içinde üsera-i zenciyye olarak liman ve iskelelere vürûd edebilecek teb’a-i devlet-i aliyyem ticaret sefinelerinin canib-i miriçün zabtı ve kaptanının hapsi ile dersaadetine bildirilmesi ve esircilerin icbariyle üsera-i varide itikad   (itak olması gerekir)ettirilip kezalik münasip mahallerre yerleştirilerek esbab-ı taayyüşlerine bakılması;

ve bahr-ı sefidde keşt ve kûzar etmekde (dolaşmakta) bulunan süfun-u hümayunum kumandanları taraflarından dahi bu hususa mitemadiyyen dikkat ve nezaret olunarak müddet-i mehl-i mezkür münkaziye olduktan sonra o misaüllü içinde üsera-i zenciyye olan sefayine tasadüf eyledikleri halde arz ve girift (yakalama) ile dersaadetime gönderilmeleri zımnında kendilerine talimat-ı katiyye verilmesi;

ve itak-i üsera maddesi her bir mahalde yalnız esircilerin bundan böyle getirecekleri üsera hakkında olup, yoksa  evveldenberi herkesin beste-i silk-i mülkü bulunmuş olan üsera-i zenciyyenin ashabı tarafından mezat edilecek vakte kadar yine hal-i asliyesinde kalması emr-i tabii ise de, öyle müzayede suretiyle alınıp satılmaları caiz olmayacağından bir münasip usule, yani şiyme-i fütüvete yakışacak suretde cereyan etmesi lazım geleceğinden bu maddenin dahi iktiza edenlere etraflıca ve dikkatlice anlatılması;

ve memnuniyet-i mezkürenin hatte-i ırakiyyede dahi temami-i icrası ve bahr-ı faris için üç mah müddet mehl tayin olunarak ondan sonra içinde üsera-i zenciye olarak tesadüf edebilecekleri sefineleri cânib-i mirüçün zabt ile keyfiyetlerinin bu tarafa bildirilmesi zımmında Basra Tersanesinde bulunun süfun-u şâhanemden münasip sefineler dolaştırılması hususlarını havi Trablusgarb ve Bağdat valilerine evamir-i aliyye tesyarı;

ve Cezair ve sevahil-i bahr-ı sefid memurlarına dahi tenbihat-ı lazime neşri ve’l-hale hazihi  hatte-i mısriyyede bu memnuiyyet maddesi cari ise de şimdiki karar-ı resmi men-i külli demek olduğundan, bade izin oralara üsera-i zenciye geldiği halde gerek onların ve gerek esircilerin haklarında usul-ü meşruhanın tamami-i icrası için başkaca emar-i şerifim tasdir kılınması keyfiyatı Meclis-i Has-ı Vükela-i Devlet-i Aliyemden bilmüzakere kararlaştırılarak taraf-ı hümayun-u şahaneme arz ile bedelistizan ol vechile icra-i iktizalarına emr ve irade-i seniyye mülukânem müteallik ve şerefsüdur olarak mukteza-i münifi üzre zirkolanun mahallere evamir-i aliyye-i mülukânem neşriyle işarât-ı resmiyye icra olunmuş olmakla;

sen ki vezir-i meal-i semir müşar ileyhsen vusul-ü ferman, celilul-unvan mülukânemde icab-ı vechiyle ilân-ı keyfiyyet olunarak, mecbul(yaratılışında) ve meftur(karakterinde) olduğun gevher giranbaha-i dirayet  (çok kıymetli dirayet – anlayış) ve fetaneti kâmile (tam zekavetli) ve hamiyet-i zatiye muktezası üzere tarih-i ilandan itibaren muhavvel uhde-i fetanetin olan mahallerden hiçbir tarafa üsera-i zenciye salıverilmesi ve memnuiyet-i meşruhanın hatte-i mısrıyyede dahi tamam-i icrası hususuna ihtimam ve bezl ü cel meknet eyleyesin. “(D. 1.t. c.4 , sh. 368-370) 

Lügatçe:

Mevaki-i harre: sıcak bölgeler, yerler           beste-i silk-i mülk: tam mülkiyet

İlel-i sedriyye : göğüs hastalıkları                  şiyme-i fütüvvet:asalet ve şerefe uygun

Emraz-ı saire : diğer hastılıklar                    hatte-i ırakıyye: Irak bölgesi

Düçâr : maruz kalmak                                  hatte-i mısrıyye:  mısır bölgesi

Ahval-i mükeddere:  üzücü durumlar             bahr-i faris: Basra Körfezi – Hind  Denizi      

Bahr-i sefid : Akdeniz                                  süfun-ü şahane: saltanat  gemileri                

Üsera: esirler                                              tesyari: gönderme

Derun-u eyalet: ülkenin iç tarafları                ve’le hazihi: şu anda

Mehl: müddet                                              bade izin: bundan sonra

İtab: cezalandırma                                       mukteza-i münif:  işin yüksek değerinin gereği

Giriftar:  sürükleniş, yakalanmış                     mecbul: yaratılışında

Esbab-ı taayyüş: geçim yolları, çareleri         meftur: karakterinde

Cezair: adalar                                             girenbaha-i dirayet: Çok kıymetli dirayet; anlayış

Zinhar: kesinlikle                              

Canib-i miriçün: Devlet-i hükümet için          fetânet-i kamile: tam zekavetli - anlayışlı

Üsera-i varide: gelen zenciler                       hamiyet-i zâtiye: şahsi gayret

İtak: azad etmek                                          muhavvel uhde-i fetanet:zekaya- anlayışa bırakılmış

Keşt ve küzar : dolaşmak                              cezl ü cel mekanet: güç ve kuvvet sarfetmek;

                                                                   temkinle hareket etmek

Münkaz: (müddet ) geçmek                            üserâ-i mu’teka : âzat edilmiş esirler

Ahz ve girif : yakalama

İclâl: büyüklük


Belge No:2

Üserayi zenciye ticareti

Üsariye zenciye ticaretinin men’ine dair kanunname

(4 Kânun Evvel 1305) (4 Aralık 1889)

 

Madde 1 – Memaliki osmaniyede üserayi zenciye ticareti ve memaliki osmaniye ve müştemilatının her tarafına üserayi zenciye ithali ve onların berren ve bahren memaliki osmaniyeden müruru ve diyari ecnebiyeye ihracı memnudur.

Madde 2 – Hizmetçi sıfatında ve sahip ve sahibeleri refakatinde harice gidecek ve taife sıfatile tüccar sefaininde bulunacak üserayi zenciye memnuiyetten müstesnadır. Ancak hizmetçi zencilerin sahipleri yedinde sin ve şekillerini gösterir ve sahip ve sahibelerine ne sıfatla refakat ettiğini zikreder bir  şehadetname(*) bulunacak ve taife sıfatile gemilerde kullanılan üserayi zenciyenin dahi adat ve eşkâli ve sureti istihdamları sefinelerin taife tezkerelerinde(*) tasrih kılınacaktır.

Madde 3 – İkinci maddede tarif olunduğu veçhile sahipleri yedinde şehadetname olmıyan ve taife tezkeresinde mukayyet bulunmıyan üserayi zenciye hür addolunarak yedlerine mahkeme canibinden ve mahkeme bulunmadığı sürette hükümeti mahalliye tarafından atiknameler verilip, sahiplerine esir tüccarı nazarile bakılır, fakat bunlar o misillu tüccardan olmadıklarını isbat edereler ise mücazatı kanuniyeden muaf olurlar.

Madde 4 – Memâliki osmaniyeden diyarı ecnebiyeye gidecek azatlı zencilere hür ve şahıslarına bilakaydüşart  mutasarrıf olduklarını mübeyyin birer pasaport verilecektir. Ancak ikinci madde mucibince hizmetçi sıfatile sahipleri refakatinde bulunacak  zenciler için verilmesi  lazım gelen evrakı resmiyede bunların sin ve eşkâli ile ciheti refakatleri tayin ve tasrih kılınacaktır.

Madde 5 – Birinci maddede beyan olunan memnuiyet hilafında doğrudan doğruya veya bilvasıta üserayi zenciye ticaretinde methali sabit olan eşhas ile maiyetleri ve üsera taşıyan sefain kaptanları birinci defada birer sene hapis cezasile mahkûm olurlar ve mükerirleri haklarında her defa için müddeti hapse zammolunur ve her halde bunların ellerinde bulunacak üsera bilabedel  zaptolunup üçüncü madde mucibince yedlerine utuknameler verilir.

Madde 6 – Hilafı memnuiyet ele geçecek üsera meyanında sabi ve mürahik zuhur eyler ise bunların ticaretinde bulunanlar ve kat’ı uzuv veya kanunen memnu olan sair muamelenin icra olunduğu tahakkuk eder ise, o makule cinayetin faili olanlar beşinci maddede gösterilen cezadan başka ceza kanununun mevaddı mahsusasında muayyen mücazat ile dahi mahkûm olur.

Madde 7 – Memaliki osmaniyenin bir tarafında altıncı maddede beyan olunun kat’i uzuv gibi cinayetlerin ve sabi ve mürahik zenci esaretinin vukuu istihbar vaya müşahede olundukta hükümeti mülkiye memurları kanunen haiz oldukları salahiyet dairesinde maznun olan eşhası derdest ve tevkif ederek tahkikatı evveliyeyi natık zabıtname ve maznunualeyhlerin haklarında medarı hüküm ittihaz olunabilecek sair evrakı müsbite ile beraber ait oldukları mehakime teslim edeceklerdir.

Madde 8 – Devleti aliye ile İngiltere devleti beyninde 11 Rebiülahır sene 1297 tarihinde aktolunun mukavelename(**) mucibince devleteynin sefayini harbiyesi üserayi zenciye sefayinine tesadüf ettikleri halde gerek osmanlı sancağını hamil olsun ve gerek ingiliz bayrağı altında bulunsun, sefayini mezküreyi ve edevat ve eşyasını derdest edeceklerdir ve bunlardan İngiliz bayrağını hâmil olanlar sefayini osmaniye tarafından tutulduğu halde, muamelei kanuniyenin icrası ve mev’ut olan mükâfatın istihsali için ingiliz hükümetine teslim edileceği gibi, osmanlı sancağını hâmil olupta devletin sefayini harbiyesi tarafından derdest edilecek üserayi zenciye gemileri dahi hükümeti osmaniyeye teslim olunarak mükafat maumelesi ifa kılınacaktır.

Madde 9 – Derunünde üserayi zenciye bulunan bir sefine tutulup hükümeti osmaniyeye teslim olundukta sahibinden ve sahibi mahalli aharda bulunduğu surette kaptanından mahkeme marifetile üseranın beheri için  beşer osmanlı altunu cezayi nakti alınıp gemiyi tutan sefine zabitan ve efradına mükafatı naktiye olarak ita kılınır ve masarifi muhakeme dahi mahkeme için başkaca tahsil olunur. Tutulan sefinenin sahip veya kaptanı zikrolunan cezayi nakti  ve masarifi muhakemeyi ifadan imtina ederse, hamulenin gayri sefineye müteallik eşyadan anların istifasına kifayet edecek miktarı ve kısmen kafi  olamaz ise, tamamı bilmüzayede mahkeme marifetile satılır ve bu da tekabül etmez ise, yine mahkeme tarafından sefine füruht olunur.  Ve bu suretle  satılacak gemi bahasından mahkeme masrafı ve mükafati naktiyesi çıktıktan sonra fazlası kalır ise, sefinenin sahibine teslim kılınır. İşbu sefain ve  edevat ve eşya füruhtu hakkında mahkemei müteallikalarından sadır olan hükümler kat’i olacaktır.

Madde 10 – Üserayi zenciye ticaretinden dolayı vukubulacak muhakemede müddeiumumiler kanunen  kendilerine ait vezaifi icra edecekleri misillu üserayi zenciye sefainini derdest eden devlet sefinei harbiyesi süvarisi dahi işbu muhakematta müddeii şahsi sıfaile bulunabileceklerdir.

(İrade tarihi 22 Rebiülaher 1307, 4 Kanunuevvel 1305 – 4 Aralık 1869)      


Belge No:3    

                                               

Azatları ilan olunan zencilere mahsus azadname

İsmi                      memleketi            sinni                     sıfatı

Boyu                     Bıyığı                    sakal                    gözü

Balada isim ve eşkali muharer zenci... üserayi zenciye ticaretinin memnuiyeti hilafında olarak füruht olunmak üzere.... yedi zabtında ve ... kaptanın sefinesinde olduğu halde derdest olunmuş olduğundan kanunu mahsus ahkamına tevfikan merkum.... Devleti Aliyei  Osmaniye namı alisine  olarak kaydı esaretten istihlas olunduğunu ve minbaat merkumun sair  ahrar misullu hür olup hiçbir taraftan hiçbir vesile ile esareti iddia  olunamıyacağını  mübeyyin işbu azadname merkum.... yedine ita kılındı.

Fi Sene    (Sicilli Kavanin, c.11,sh.353)


Belge No: 4

 

Çerkes ve sair köle ve cariyelerin de üsarayı zenciye gibi meni bey ve şerası hakkında irade

(17 teşrin-i evvel. 1325 ) (17 Ekim 1909)( * * *)    (Sicilli kavanin,  c.16, sh. 71 vd.)

Meclisi mahsusu vükela mazbatası

Meni esaret hakkında Dahiliye Nezaretinden ve bazı taraflardan vukubulan işarat ve müracaat üzerine sebkeden tebliğ mucibince zâti Şehülislami ile badelmuhabere Şurayı Devlet Tanzimat dairesinden kaleme alınıp meclisi acizanemizde mütalea ve leffen arzu takdim kılınan mazbatada dermeyan olunduğu veçhile dari islâmda hürriyet asıl olmasile hiçbir taraftan kendilerinin rikka manküt köle ya cariye oldukları iddia olunmıyan eşhasa asla müdahale edilmeyip ancak rikka inkıyadı sabıklarının sübutile halen köle ya cariyeleri olduğu mevlaları tarafından iddia olunanlar hakkında behemehal bir nehci şer’i mürafaa iktıza edeceği fetvahanenin ifadesine atfen tarafı meşihattan iş’ar olunmasına ve memaliki Osnamiyede esaret kanunen memnu ve memnuiyeti vakıa Kanunu Esasi ile de müeyyet (****) ve mesağı istirkakın vücudü ahval ve şeraiti mahsusa tabi  olduğu halde, esasen kaydi esaretten azade olan Çerkeslerin vesilei ticaret ittihazı gayricaiz bulunduğuna bianen Çerkes ve sair köle ve câriyelerin de üserayı zenciye gibi meni bey ve şerası ve rikkai inkıyatları mevlaları tarafından iddia olunanlar olur ise, haklarında ber nehci şer’i hemen mürafaa icra ve hükümleri sürati mümküne ile ita olunarak şer’an ve kanunen hür olan bir takım ebnai vatanın kaydi esaret altında kalmalarına meydan verilmemesi zımnında meşihatı müşarüileyha ile Dahiliye ve Adliye Nezaretlerine tebligat ifası tezekkür olunmakla katıbei ahvalde emrüferman hazreti veliyülemir efendimizindir.

12 şevval 1327 - 14 teşrinievvel 1325.

Tezkerei maruza

Memaliki osmaniyede meni esaret hakkında Şûrayı Devlet Tanzimat dairesinin mazbatası üzerine Meclisi Mahsusu Vükelada cereyan eden müzakereye tevfikan tanzim kılınan mazbata melfufu ile arzu takdim olunmakla iradei seniyei cenabı padişahi ne veçhile serefsudur buyrulur, ise mantuku alisi infaz olunacağı beyanile tezkerei senaveri terkim kılında efendim.

12 şevval 1327 - 14 teşrinievvel 1325.

İradei seniyei hazreti padişahiyi mübelliğ hâmiş

Residei desti tazim olup melfuf meclisi vükela mazbatası ile beraber manzuru ali  olan  işbu tezkerei samiyei sadaretpenahileri üzerine mucibince iradei seniyei cenabi padişahi şerefmüteallik buyrularak mazbatai mezkûrenin balası imzaya hümayunu hazreti şehriyari ile tevşih buyrulmuş olmakla olbapta emrü ferman hazreti veliyülemrindir.   15 Şevval 1327   14 teşrinievvel 1325

Lügatçe:

Berren ve bahren: Kara ve deniz yolu                  Sin: yaş

Atikname: köle âzad belgesi                               Utukname: köle âzad belgesi

Mürahik: bâliğ (veya reşit) olmayan küçük            Sabi :  çocuk

Derunûnde : içinde, dibinde                               Füruht : satış, satma

İstihlas: kurtulmak                                              Minbaat: bundan sonra

Merkum: yazılmış                                               Azadname: köle âzad belgesi

Sebkeden: daha önceki                                       Leffen: ekli olarak

Melfuf: ekindeki                                                 Rikka: kölelik

Menkut: noktalı                                                  Mevlâ: kölenin efendisi (sahibi)

İstirkak: köleleştirme                                         Mesağ: müsaade


Esaretin meni hakkındaki 25 Eylül 1926 tarihli beynelmilel Cenevre mukavelesine müracaat.

(Muahedat Esaretin men’i)

(***) Bu konudaki irade yayınlanmadan önce çerkes asıllı kölelerin feci durumunu ıslah yolunda bazı teşebbüsler olduğu bazı bilgilerden anlaşılmaktadır. Bu tarihten yaklaşık 6 ay önce yapılan bir gayreti ve Padişaha dilekçe verilmesini, bir dergideki makaleden aktarıyoruz. (Bkz. Prof. Dr. Hayri Domaniç: Türkiye Çerkeslerinde Köleliğin Kaldırılması ve Dumanişzade Mahmut Efendinin Etkisi, Nart, s.13, Mayıs-Ağustos 1999, sh. 54 vd).

Bu girişimlerden biri Kayseri ilinin Aziziye ilçesine yerleşen Çerkeslerden Dumanişzade Mahmut Efendi tarafından Osmanlı Sarayına ulaştırılan bir mektuptur.

İstanbul’da yayımlanmakta olan ve Çerkesçe kılavuz-rehber ve haber anlamına gelen GUAZe Gazetesi’nde bu mektuba dayalı haberin öz Türkçeleştirilmiş metni söyledir:

“Osmanlı topraklarında köle ve cariyelerin en geniş olarak bulunduğu yer Sivas’a bağlı Aziziye (Pınarbaşı) ve çevresidir. Öteden beri geçen zaman içerisinde en önemli meseleyi  kölelik  teşkil etmiştir.

Bu mesele, bu civarda çözülmesi gerekli olan en önemli problem olarak bulunmaktadır. Köleliğin ve cariyelik probleminin çözülmesi gerekli bir sorun olduğu artık yavaş yavaş anlaşılmaktadır. Dumanişzade Mahmut Efendi’nin 5 Mart 1325 (1909) tarihinde kendi imzası ile Aziziye’den göndererek gazetemize tevdi edilmiş olan mektupta bildirilen haberler iyi değildir. Bu mektupta bildirilen haberlere göre: Bu yöredeki köleler efendilerine karşı isyan etmeye  açıkça karar vermişlerdir. İş şunu gösteriyor ki, kölelerle efendiler, iki taraf da kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek birbirlerine karşı tavır almışlardır. Her iki tarafın kendi kendilerine uzlaşması mümkün değildir. Bunun için iki tarafı uzlaştırabilecek bir arabulucuya ihtiyaç vardır. Bu da ancak Hükümetin elinden gelir.

Hükümet, tarafları incitmeyecek derecede yumuşak ve manevi bir anlayışla şeriat kurallarına aykırı olmayacak şekilde bir kanun yaparak taraflara arabuluculuk yapabilir. Rusya hükümetinin ilan ettiği hürriyeti Kafkasya’da uygulaması hem kölelerimiz hem de hükümetimiz için dikkat çekicidir. Rusya gibi bir devlet ilan etmiş olduğu hürriyetten Kafkasya’daki müslüman unsurları yararlandırmamayı uygun bulmadı. Kölelerimiz için de bu durum çok dikkat çekicidir. Zira Rusya devleti bunu kendi bildiği gibi yapmadı, İslam şeriatına dayanarak kölelerle ilgili özel hükümleri göz önünde bulundurarak ortadan kaldırdı. Bu köleler artık işi tabii akışına bırakmalıdırlar ve meselenin soruşturulmasını Teavün Cemiyeti’ne bırakmalıdırlar. Esasen kölelerin elinde artık bu sorunun çözümü için ciddi bir koz da vardır. Onun için kendilerinin ayaklanmasına ve acele etmesine gerek yoktur. Zira osmanlı Hükümeti artık bu soruna çare bulacaktır. Buna inancımız kesindir. Daha önce de Aziziye’de kölelerin iskanı için Sivas’a 6000 lira para tahsis ederek göndermiştir. Ayrıca Hükümet köleliğin ortadan kaldırılması yönünde harekete geçerek bir adım atmıştır. Bu da sorunun çözümü yönünden bir başarı sayılır.”

 

(****) 1876 A. Md. 9 : “Osmanlıların kaffesi hürriyet-i şahsiyyetlerine malik ve aherin hukuk-u hürriyetine tecavuz etmemekle mükelleftir.”.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Önceki Sayfa |

..Prof. Dr. Servet Armağan'ın 45 yıllık Akademik kariyeri esnasında yazdığı makaleler . yayınladığı kitaplar. katıldığı ilmi toplantılar ile ilmi ve idari görevleri. Dekanlık ve Rektörlük hayatı..

Şubat ayı istatistikleri:
Free Web Site Counter
.Sayfa Okundu

YAZILARIM : (Alfabetik.Liste)



Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Blog RSS

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Önceki Sayfa |