İlmi Hayatım ve Eserlerim

• 1/2/2007 - İnsan Hakları Beyannamesi-İslam Hukuku -III-

 

 

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ ve İslam Hukukunda Temel Haklar ve Hürriyetler


Yazının devamı..


 

 4. Madde bunu belirtmekte ve şöyle demektedir:

“ Hiç kimse kölelik ve kulluk altında bulundurulamaz. Köle ve kul ticareti her tür şekliyle yasaktır.”

 

İslam Hukuku kitaplarında ise kölelikten bahsedilmektedir. Ama İslam Hukuku köleliği kurmuyor, ihdas etmiyor, ortaya çıkarmıyor, mevcut bir kölelik düzenini insani açıdan düzenliyor. Asırlarca devam eden kölelik düzeni, ancak I. Dünya Harbine yakın tarihlerde kaldırma ihtiyacı duyulmuş, ve kaldırılmıştır (1926 tarihli Sözleşme – Cenevre). 1948 Beyannamesinde de açıkça belirtilmiştir.[1]

 

c.      Bu konuda belirtilmesi gereken bir başka nokta da şudur: kadın ile erkek arasında eşitlik mevzuu yukarıda belirttiğimiz gibi, bazı farklar ortaya çıkarmaktadır. Bir diğer değişle, kadın erkek bünyesinin farklı olması, onların farklı olan hak ve hürriyetlere sahip olmaları neticesini ortaya çıkarmaktadır. Bu sebeple İslam Hukukunda bu sahada kadın-erkek arasında bir farklılık sözkonusudur. İş Kanununda da, ve diğer kanunlarda da durum aynı şekildedir.[2]

 

d.     Başka bir nokta da şudur: yukarıda belirttiğimiz gibi, genel olarak hürriyet konusunda da bir fark ortaya çıkar: aşırı hürriyet yoktur, mutlak hürriyet sözkonusu değildir, sınırsız hürriyet sözkonusu değildir. Bunlar İslam hukukçularının belirttiği noktalardır. Bilhassa aşırı hürriyetin, insanın hiç bir sınır tanımadan hareket etmesinin caiz olmadığı, bu davranışın şeytana uyma manasına geldiğini, sefahat demek olduğu belirtilmiştir. Yoksa başkasına zarar vermediği takdirde herkesin herşey yapabileceği hürriyet anlayışı İslam Hukukunda yoktur. 

 

e.     Beyannâmede belli sayıda insan hakkı düzenlenmiştir; İslam Hukukunda, âyet ve hadislerle düzenlenmiş bazı hak ve hürriyetler düzenlenmemiştir. Meselâ suç ve cezaların kanuniliği, sağlık hakkı, dilekçe hakkı gibi[3].

 

NETİCE

 

Yukarıdan beri yaptığımız açıklamalardan şu neticeleri çıkartabiliriz.

1.     IHEB ile İslam Hukukunun temel hak ve hürriyetler teorisi arasında büyük bir aykırılık asla sözkonusu değildir, yani bir çok sahada aykırılıklar ve uyumsuzluklar sözkonusu değildir. Tersine, büyük çapta benzerlik, hatta ayniyet vardır[4].

 

2.     Zaman zaman IHEB’ne karşı çıkan, onun İslamiyet’e uygun olmadığını belirten mülahazalar bulunmakta ise de, bu mülahazaların İslam Hukukunda inandırıcı bir dayanağı yoktur.

  

3. Üçüncü bir nokta: zaman zaman, İslam Hukukçuları ve devlet adamları bir araya gelip, insan haklarını, İslam hukuku açısından Evrensel Beyannamesini yazma girişiminde bulunmuşlardır. Mesela Londra’da İslam Konseyinin 1981 yılında yayınladığı “İslâm’da İnsan Hak ve Hürriyetleri Beyannâmesi” bunun bir örneğidir.[5] Konseyin yaptığı çalışma ilan edilmiştir, bu metne bakacak ve beyannamenin hükümlerini nazara alacak olursak, İHEB ile arada büyük bir benzerlik olduğunu görürüz. Bu noktanın detaylarını ayrı bir makalemizde ele alacağız.

 

4. Aklın yolu birdir, insanlar selim akil ile düşündükleri takdirde, ayet ve hadislerde yer alan bir çok hükümleri bulabilirler.

 

5. Beyanname ile İslam Temel Haklar Teorisi arasında bazı farklar vardır. Bu farklar da, değişik(laik-dini) sistemlere dayanmanın zaruri bir neticesidir.



[1]             

Dünyada Köleliğini kaldırılması, tamamen ve birdenbire (bugünden yarına) mümkün olmamış, senelerce süren gayretleri gerektirmiştir:

18 Mayıs 1904 de Paris’te imzalanan Beyaz Kadın Ticareti’nin yasaklanmasına dair milletlerarası Sözleşme, bu konuda bir başlangıç sayılabilir (Bkz. Tekin Akıllıoğlu, İnsan Hakları -I- Ankara, 1995, AÜ. SBF. İnsan Hakları Merkezi Y. sh. 431. vd.)

Aynı durum bir müslüman devleti olan Osmanlı İmparatorluğunda da görülmüştür. 19. asrın ortalarından itibaren sâdır olan Emr-i Ali ve İrade-i Seniyyelerle, evvela zenci köle ticareti, sonra Çerkes köle ve cariye ticareti yasaklanmıştır. Köleliğin tamamen ilgası ise, 1948 t. Beyannamenin imzalanıp, 1949 yılında, 1926 tarihli sözleşmenin ise 1955 yılında yürürlüğe girmesi ile mümkün olabilmiştir. Bkz. Armağan, İslam, sh; 39, Akıllıoğlu, 431-2.

[2] 

Bkz.Armağan,age. Sh.60.

[3] 

Bkz. İbid. 149, 179 ve 208.

[4] 

İbidem.

[5] 

Bkz.Ahmet Akgündüz, İslâm’da İnsan Hakları Beyannâmesi, İst, 1991, Timaş, sh. 99 vd; İbid., Eski Anayasa Hukukumuz ve İslam Anayasası,İst, 1991, Timaş y. Sh. 125 vd.


                                                                    <<<<< Son >>>>>

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa

..Prof. Dr. Servet Armağan'ın 45 yıllık Akademik kariyeri esnasında yazdığı makaleler . yayınladığı kitaplar. katıldığı ilmi toplantılar ile ilmi ve idari görevleri. Dekanlık ve Rektörlük hayatı..

Şubat ayı istatistikleri:
Free Web Site Counter
.Sayfa Okundu

YAZILARIM : (Alfabetik.Liste)



Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Blog RSS

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa