İlmi Hayatım ve Eserlerim

• 1/2/2007 - Memleketimizde Siyasi İstikrar -II-

Kategori: SIYASI ISTIKRAR

 

 

MEMLEKETİMİZDE  SİYASİ İSTİKRAR

(Siyasi Partiler ve Seçim Sistemlerinin Değerlendirilmesi)

Prof.Dr.Servet ARMAĞAN

- Anayasa Hukuku Profesörü -


Yazının Devamı...


 

C-MİLLİ GÜVENLİK KURULUNUN KARARI

Son olarak Milli Güvenlik Kurulu’nun bu konuda bir tavır aldığını görüyoruz. MGK, 28 Ocak 1999 günü yaptığı toplantıda:

18 Nisan 1999 yapılacak Belediye Başkanları seçiminde, iki turlu (çoğunluk)[1]  sisteminin kabul ve tatbik edilmesinin uygun olacağının Hükümete bildirilmesine karar vermiştir.

Bilindiği gibi:

Milli Güvenlik Kurulu, devletin milli güvenlik siyasetinin tayini, tasbiti ve uygulaması ile ilgili kararların alınması ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirir” (A.md.118/3)

Öyle anlaşılıyor ki, MGK, belediye başkanlarının seçiminde iki turlu çoğunluk sisteminin kabul ve tatbikini devletin ”milli güvenlik siyaseti” için uygun ve bu görüşünü Bakanlar Kuruluna bildirmeyi gerekli görmüştür.

Burada Anayasanın bir diğer  hükmünü de hatırlamamak mümkün değil. O da şudur.

Kurulun, devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Bakanlar Kurulunca öncelikle dikkate alınır.”(A.md.118/3).

Hatta denilebilir ki, MGK, bu konudaki görüşüne çok önem vermiştir. Ve bu sebeple Bakanlar Kurulunca öncelikle dikkate alınmıştır. Nitekim Toplantının hemen ertesi gün Başbakan Bülent Ecevit, iki turlu çoğunluk sistemini benimsemiş, yani bu konuda bir kanunun müzakere ve kabulüne hazır olduklarını, diğer partilerin de aynı görüşte oldukları takdirde, 18 Nisan 1999 seçimlerinde, Belediye Başkanları seçimleri için, iki turlu çoğunluk sisteminin kabulünü kendi partisinin kabul ettiğini, birkaç defa açıklamıştır. Arkasından bu konuda siyasi parti liderleri ile görüşmeler yapmıştır. ANAP Genel Başkanı olumlu cevap vermiş, ancak diğer partilerin bu görüşe taraftar olmamaları, üstelik TBMM’nin de seçim için tatile girmesi ve tekrar toplanmasının az ihtimal dahilinde olması sebebiyle, iki turlu çoğunluk sisteminin tatbiki şimdilik kalmıştır.

e- 18 Nisan 1999 Seçimleri Propaganda konuşmalarında bütün parti liderleri istikrarlı  bir hükümet istediklerini ve seçmenin, kendilerini tek başlarına iktidar yapacak şekilde oy vermelerini istemişlerdir.

f-Yukarıdan beri belirttiğimiz esasların özü ve vermek istediğimiz mesaj şudur: Memleketimiz siyasi hayatı istikrara muhtaçtır. Bu ihtiyaç son zamanlarda açıkça  dile getirilmektedir. Ancak buna rağmen, siyasi istikrar lehine, bir icraata girilmemiş, yani bu istikrarı temin edecek adımlar atılmamıştır. Bu konuda sadece şikayetler ve temenniler dile getirilmiş bulunmaktadır.

                                                          İKİNCİ BAŞLIK

TEKLİFLERİMİZ ve DEĞERLENDİRİLMESİ

A- Genel Olarak Çoğunluk Sistemi:

a- Kanaatimizce memleketimizde siyasi istikrarı temin istikametinde kabul edilmesi gereken sistem Basit Çoğunluk (alm.: einfache Mehrheit, relative Mehrheit) Sistemidir. Basit Çoğunluk sistemini benimseyerek ve bu sistemi uygulayarak, Türkiyede Siyasi istikrarı sağlamış oluruz. Aşağıda bu sistemin fayda ve mahzurlarını dile getireceğiz. Ancak faydaları, mahzurlarından daha çoktur. Burada şimdilik şu kadarını söyleyelim ki, basit çoğunluk sistemi siyasi istikrarı dünyada temin etmiştir, memleketimizde de temin edebilir, bunda şüple etmemek gerekir.

b- Belirtelik ki, siyasi istikararı temin edecek en uygun seçim sistemi basit çoğunluk sistemidir. Ama siyasi istikrarı temin uğrunda, atılacak adımlarda tek çare bu sistem değildir. Bu sistemin çeşitli varyasyonları da bu konuda hatıra gelebilir. Mesela:

-Dar bölgeli çoğunluk sistemi: Bu sistem, basit çoğunluk sisteminin seçim bölgesi bakımından bir varyasyonudur. Yani bir il bir tek seçim çevresi değil, o ilden çıkacak milletvekili sayısı kadar çevrelere ayrılmasından ve bu çevrelerde verilen oyların çoğunluk sistemi esasına göre değerlendirilerek, hangi adayın kazandığının tesbiti demektir.

Ama dediğimiz gibi, bu sistemin esası yine çoğunluk sistemidir.

-Bir diğer teklif de mutlak çoğunluk (majorite absolout) sistemidir. Bu sistem, bir seçim çevresinde, verilen reylerin veya yazılı seçmen sayısının yarısından en az bir fazlasını almayı seçilebilmek için şart gören bir sistemdir. Eğer adaylar veya partiler bu çoğunluğu sağlayamazlarsa, tekrar bir seçim yapılır. Yani ikinci tur bir seçim yapılır. Bu ikinci tura birinci turda en çok oy almış 2 aday veya parti katılır.

Bu sistem lahen batı demokrasilerinden Fransa’da senelerdir uygulanmaktadır.

Gerçi bu usul eskidenberi Fransa’da tatbik edilmiştir. Birinci turda mutlak çoğunluğu alanlar seçilmekte, sağlayamayanlardan ençok rey almış olan ikisi ikinci tur seçime katılmaktadır. İkinci turda ise, ençok oy alan seçilmiş sayılıyor.

Fransa’da, 30.11.1875 t. K., md.18/2, bu sistemi kabul etmişti ve 1946 yılına kadar uygulamada kalmıştı. Bu gün V.Cumhuriyet döneminde ise (1958’den beri) aynı sistem uygulanmaktadır.[2]

MGK’nın belediye başkanları seçimi için uygun gördüğü seçim sistemi de budur.

c- Basit çoğunluk sisteminin türk parlamento ve mahalli seçimlerinde kabul ve tatbiki için anayasa değişikliğine gerek yoktur. Anayasaya göre, (md.67), herhangi bir seçim sistemi şart görülmemiştir. Seçimlerin genel prensiplerini düzenleyen md.sinde sadece “Seçimler ve halk oylaması, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre ve yargı yönetim ve denetimi altında yapılır” denilmiştir (md.67).

Ancak, teklif ettiğimiz Basit Çoğunluk sisteminin uygulanabilmesi için seçim kanunlarında değişiklik yapmak gerekir. Bu değişiklikler 2839 s.lı  ve 10/6/1983 t.li “Milletvekili Seçimi Kanunu” (md.2,34,35) ile, 2972 s.lı ve 18/1/1984 t.li Mahalli İdareler ile Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun md.2 ve 23 dir.

d- Aslında Belediye Başkanları seçiminde uygulanan sistem, basit çoğunluk sistemidir. (Bkz.2972 s.lı K.md.2 ve 22). MGK, bunun yerine iki turlu mutlak çoğunluk sistemini uygun görmüş ve bu yoldaki kararını Bakanlar Kuruluna bildirmeyi kararlaştırmıştır. Bizim teklifimiz, Basit Çoğunluk Sisteminin Parlamento ve Mahalli Seçimlerin hapsinde uygulanmasıdır.

e- Siyasi istikrar için ileri sürülen veya sürülecek diğer çarelerin hiçbiri, bizim teklifimiz kadar müessir değildir, hatta bir kısmı bu konuda hiç fayda vermez.

Hele bunlardan, Cumhurbaşkanı tarafından siyasi istikrarı temin zımnında yapılan teklifin çok az faydası olur: Yani halkın reylerini kullanırken, istikrarı sağlama istikametinde kullanması teklifi, pratikte, bir çözüm getirme ihtimali zayıftır. Parlamento aritmetiğini, kolayca bir hükümetin kurulmasını sağlayacak şekilde halkın reylerini belli partiler üzerinde toplamaları teklifi, pratik değildir. Hatta yukarıda söylediğimiz gibi, Anayasa da (md. 67, 68 ve 69) uygun sayılamaz. Bu kadar bilgi ve bilinç de halkdan beklenebilir mi de, ayrı bir sorudur.

-Siyasi istikrar lehine ileri sürülen bir teklif de, barajdır. Yani Türkiye’de  ülke çapında (mahalli seçimlerde bir seçim çevresinde) verilen geçerli oyların en az % 10 (bugünkü sistem)unu alması şartı koşulmasıdır. (Bkz.2839 s.K.md. 33; 2972 s.K.md. 2 ve 23) Bu sistem, bazan yüzde 5 gibi (Almaya’da  olduğu gibi) bir oranda kalmıştır. Çünkü halen yüksek bir baraj olan % 10’luk bir baraj bile nisbi temsil sistemi içinde siyasi istikrarı temine yetmemektedir.

 

B- BASİT ÇOĞUNLUK SİSTEMİNİN FAYDA ve MAHZURLARI

Memleketimizde siyasi istikrarın temin edilmesi hedefine varmak için teklif ettiğimiz basit çoğunluk sistemi kusursuz bir sistem değildir. Bizim teklifimiz sadece, siyasi istikrarı temin etmede bu sistemin en uygun enstrüman olduğudur. Yoksa her teori ve doktrinde olduğu gibi, bu sistemin de bünyesinden ortaya çıkan faydaları ve mahzurları vardır. Bu müsbet ve menfi taraflarını ne inkar edebiliriz, ne de ortadan kaldırabiliriz; çünkü sistemin bünyesinde  vardır. Yapılacak iş, bu sistemin hangi maksat için kullanılacağıdır, hangi hedefe varmak için uygun bir enstürüman olduğudur. Biz diyoruz ki, memleketimizde siyasi istikrar isteniyorsa, buna varmanın en basit yolu, ve bulunan alternatifler arasında en uygunu, basit çoğunluk sistemidir. Mamafih, basit çoğunluk sisteminde mahzur diye kabul edilen noktaların da aslında sanıldığı kadar büyük olmadığı aşağıdaki açıklamalarımızla  ortaya çıkacaktır.

Evvela şunu söyleyelim ki, çoğunluk sistemi hakkında ileri süreceğimiz mahzurlar bizi Nisbi Temsile götürür. Yahut tersine, Nisbi Temsilin mahzurları çoğunluk sisteminin faydalarını teşkil ederler. Buradan da anlaşılıyor ki, Çoğunluk ve Nisbi Temsil sistemleri biribirine zıt bir takım düşüncelerden hareket ederken. Çoğunluk sisteminde esas gaye “istikrar”dır. Yani seçimler neticesinde  ortaya çıkan Hükümetin nisbeten devamlı olması, sık sık güvensizlik oyu ile  düşürülmemesi, koalisyonlara ihtiyaç duyulmaması ve kabine buhranlarına yol açılmamasıdır. Nisbi temsilde ise, esas gaye, oyların kaybolmasına mani olmak, her fikir ve kanaata Parlamentoda temsil hakkı tanımaktır (fayda prensibi).Çoğunluk Sisteminin fayda ve mahzurları hakkındaki izahattan sonra, bu nokta daha iyi aydınlanacaktır.

1-Çoğunluk Sisteminin Faydaları

a) Çoğunluk sistemi tatbik edildiği takdirde ortaya istikrarlı bir hükümet

çıkacaktır:

İktidara gelen kimselerin faaliyetlerinin devamlı olması, müstakar bir heyetin teşekkülü ile mümkündür.  Bir memlekete bu imkanı sağlayan, çoğunluk usulüne dayanan seçim sistemidir. Bu suretle müstakar bir Parlamento çoğunluğu ile istikrarlı kabinelerin temini mümkün olmaktadır. Bir yasama devresi müddetince memleketin siyasi hayatı bir sükuna kavuşur; bir sürü kabine buhranları ile dalgalanmaktan kurtulmuş olur.[3]

b) Çoğunluk sistemi, tatbiki bakından basit ve kolaydır:

Bu basitlik ve kolaylık seçmen bakımından olduğu kadar seçim işlerinde vazife alan ve tasnif işlerini yapanlar bakımından da mevcuttur[4]. Daha evvelce verdiğimiz misallerden de anlaşılmıştır ki, oyların hesaplanması, hangi aday veya partinin kazandığını tesbit, gayet kolaylıkla yapılabilmektedir.

c) Bu sistemde seçmenler kendi çevrelerinin adaylarını daha yakından tanımak fırsatını bulurlar:

Adaylar genellikle o çevre halkından çıkarılır. Böyle olmasa bile hiç değilse halka tanıştırılır. Bu arada halk ile halk temsilcilerinin  münasebeti daha yakın olacaktır[5]. Zaten çoğunluk sisteminin her üç şeklinde seçilenler seçmenlerine bağlıdır. Ancak seçmenlerin en çok veya nisbeten fazla itimadını almış kimselerdir ki, parlamentoya girebilirler[6]. Şayet adayları parti teklif ediyorsa, bu halde, parti o çevrenin beğendiği kimseyi teklif edecektir[7].

d) Çoğunluk Sisteminde, seçmenlerin hükümetin kurulması konusunda karar verme şansları, Nisbi Temsildekinden fazladır.

Çünkü Nisbi Temsilde seçmenler, partilerinin kiminle veya kime karşı birleşecğini, yani Koalisyon, partilerin kuvvetleri oranına bağlı olduğu ve bu da ancak seçimin nitecesinde belli olduğu için, bilemezler[8].

e) Çoğunluk sistemi “... öteden beri yerleşmiş ve memlekette kök budak salmış büyük partilere geçniş şans kapıları açar, seçimlerde bu partilerin kazanmasını kolaylaştırır. Buna mukabil, yeni ve küçük partilerin tutunmasına ve fantazi kabilinden fikirlerin gelişmesine  engel olur.” [9]

2- Çoğunluk Sisteminin Mahzurları

a) Bu sistem adil değildir:

Seçim, çevre olarak yapılmaktadır. Bütün memleketteki seçim neticeleri, teker teker (münferit) seçim çevrelerindeki neticeler ile bir arada kabul edilmektedir. Yani bir partinin, bütün bir memleket nazara alındığı takdirde, elde ettiği rey sayısına göre kazaması gerektiği halde, sırf münferit seçim çevrelerinde az bir fark sebebiyle kazanamamaktadır. Kaybeden partiler; aldıkları oy sayısı, bir milletvekilliği kazanmak için gerekli olan sayıya kafi gelmediği için değil, içinde Çoğunluk Sistemi tatbik edilen çevrenin oylarına yetişemediği için kazanamamaktadır[10].

Bundan dolayı bir partinin adayları, coğrafi taksime göre kazanmak için reylerin çoğunluğunu elde etmeleri kafi gelmekte ve böylece küçük bir azınlığın parlamentoda büyük bir çoğunluk haline gelmesi kolaylaşmaktadır[11].

Diğer taraftan memlekette olduğundan  daha kesif (massive) bir çoğunluğun ortaya çıkması neticesini doğurmaktadır. Çoğunluk bir tek oy ile de olsa, her şey bitmiştir. Çoğunluk ile arasındaki fark umumiyetle zayıf  olmaktadır. Azınlık ne kadar kuvvetli olursa olsun, feda edilmektedir. Azınlığa mensup olanların oyları tamamiyle tesirsiz kalmaktadır. Çünkü bir seçim sevresinde, tek bir oy ile de olsa, çoğunluğu elde eden taraf bütün milletvekilliklerini elde etmiş olmakla, öbür tarafa verilen oylar hiçbir fonksiyon ilfa etmemekte ve tamamen tesirsiz kalmaktadır. Bu suretle çoğunluğa mensup seçmenlerle, azınlığa mensup seçmenler arasında, oyların tesiri bakımından bir eşitsizlik, birinciler lehine bir imtiyaz doğmuş oluyor[12].

Bu nokta, memleketimizde bilhassa 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde ele alınmış ve çoğunluk sistemi misaller verilmek suretiyle acı acı tenkit edilmiştir. Mesela 27/10/1957 tarihinde yapılmış olan Genel Milletvekili seçiminde İstanbul İl Seçim çevresinde seçime iştirak eden partiler ve aldıkları oylar şöyledir[13]:

Partinin Adı

 

Aldığı  oy

D.P.

 

317.285

C.H.P.

 

250.222

C.M.P.

 

26.198

H.P.

 

15.729

V.P.

 

399

Neticede İstanbul’da D.P. kazanmıştır. Çünkü Çoğunluk Sistemi (izafi ekseriyet-basit çoğunluk) tatbik edildiğinden D.P. nin aldığı oyların toplamı, diğer partilerin tümünden değil, teker teker partilerin aldığı oylardan fazladır. İşte burada D.P. nin aldığı 317.285 oya mukabil, karşısındaki partilerin tümü 292.548 oy ile azınlıkta kalmış ve bir tek milletvekili dahi çıkaramayıp 39 milletvekilliği D.P. ye nasip olmuştur. Aynı durum, 1957 yılı Türkiye’deki genel seçim neticeleri misal alınarak da görülür[14].



[1]  “İki turlu sistem”  bir çoğunluk sistemi çeşididir. O sebeple doğru ve ilmi olan tabir, “iki turlu çoğunluk” sistemidir, bu sebeple MGK kararında denildiği gibi iki turlu sistem değil, iki turlu çoğunluk sistemi demek gerekirdi. Bu sistemin bir diğer ismi de “mutlak çoğunluk (majorite absolut)” sistemidir. Zaten mutlak (yarıdan bir fazla) olduğu ve genellikle, adaylar (veya partiler) seçimde mutlak çoğunluğu elde edemediklerinden ikinci tur yapılması zorunlu olmaktadır. Bu sebeple de, ilmi literatürde, iki turlu çoğunluk sistemi tabiri kullanılagelmektedir.

[2] Bkz.Armağan, 123 vd.; Yeni Fransız Anayasası Üzerine Bir Seminer, Ankara 1960 , sh. 40 vd.  

[3] ARMAOĞLU, Seçim Sistemleri, Ankara, 1953, sh. 57, BAŞGİL, A.F., Esas Teşkilat Hukuku 1.c. Türkiye Siyasi Rejimi ve Anayasa Prensipleri, Fasikül, 1, İst., 1960, 403; ZIPPELIUS, R., Allgemeine Staatslehre,11. Anf. München, 1991, Beck, sh. 193. 

[4] İbid., 57; BAŞGİL, 405. 

[5] KIPP, H., Staatslehre, 2.verbesserte Auf.Köln, 1949, sh. 311.

[6] MAUNZ, T., Deutsches Staatsrecht, 17.Auf. München, sh.290.

[7] KIPP, 311.

[8] ESCHENBURG, T., Staat und Gesellschaft in Deutschlaand, Stuttgart, 1962, sh. 203. STEIN,E., Staatsrecht, Tübingen, 1978, J.C.B. Mohr, 6.neubearbeitete Auf.sh.88; ZIPPELIUS, 193.Ayrıca bkz. BAŞGİL, 404.

[9] BAŞGİL, 403. Belirtelim ki, bugün “küçük” olan bir partinin, yakın bir gelecekte, halkın yani seçmenin desteğini, alabilirse, “büyük  bir pati olmasına bir engel yoktur ve olabilir.

[10] NAWIASKY, H., Allgemeine Staatslehre, zweiter Teil, Bd.I, Zürich, Köln, 1952, sh. 237; STEIN, 88.

[11] İbid., 238.

[12] ARMAOĞLU, 58; KIPP, 311.

[13] Rakamlar için bkz. 1957 seçiminden Vesikalar, Hazırlayanlar: Reşit Ülker, İmaleddin Akkök, Tarhan Erdem, İst., 1958, sh. 70. 

[14] Rakamlar “Seçim neticeleri üzerine bir inceleme”  C.H.P. Araştırma Bürosu Y. no:7, Ankara, 1959, isimli broşürden alınmıştır. Diğer misaller için bkz. ARMAOĞLU, 60 ve müt.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa

..Prof. Dr. Servet Armağan'ın 45 yıllık Akademik kariyeri esnasında yazdığı makaleler . yayınladığı kitaplar. katıldığı ilmi toplantılar ile ilmi ve idari görevleri. Dekanlık ve Rektörlük hayatı..

Şubat ayı istatistikleri:
Free Web Site Counter
.Sayfa Okundu

YAZILARIM : (Alfabetik.Liste)



Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Blog RSS

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa