İlmi Hayatım ve Eserlerim

• 28/12/2006 - Pakistan Yüksek Mahkemesi

 

PAKİSTAN YÜKSEK MAHKEMESİ*

 

Prof.Dr.Servet   ARMAĞAN

(İstanbul Üniversitesi  Hukuk  Fakültesi)

 

Giriş:

Aşağıda Pakistan İslâm Cumhuriyeti yüksek Mahkemesini (Supreme Court) kısaca tanıtmaya çalışacağız. Yüksek Mahkemeyi tanıtırken bizde yürürlükte olan 1982 A.nın düzenlemelerine işaret ederek, Anayasa Mahkememizle karşılaştırmalar yapacağız. Diğer taraftan bir başka karşılaştırmayı da, zaman zaman, Federal Almanya Anayasa Mahkemesi ile yapacağız.

 

14-15/8/1947'de bağımsız bir devlet olan Pakistan'da halen yürürlükte bulunan Anayasa, 12 Nisan1973 tarihlidir. 21 Ocak 1990'da büyük bir değişiklik geçirmiştir. Daha sonra da 18 Temmuz 1991 tarihli Anayasal  K.(21. değişiklik) ile de bazı yenilikler getirilmiştir. Bundan önceki A.,

23 Mart 1956 t.lidir ve ilk anayasadır.

 

Yüksek Mahkemeler ile ilgili hükümlere geçmeden önce şunu belirtelim: Pakistan'da daha önce bir A.Yüksek Mahkeme bulunmaktaydı. Ve yetkileri bazı açılardan bugünkü düzenlemelere benziyordu (Bkz. A.3.kısım, 5.bölüm, md.49-65).

 

Anayasa metnini, Oceana Poblication, New York tarafından 22 c.olarak yayınlanmış bulunan Constituıtions of the Countries of the word  adlı eserde, orijinal İngilizce metninden istifade ederek kullandık.

 

Aşağıdaki açıklamalara geçmeden evvel belirtelim ki, Pakistan  Yüksek Mahkemesi, onu düzenleyen ilgili hükümlere göre, bir temyiz Mahkemesi ve aynı zamanda bir Anayasa Mahkemesi olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple biz, zaman zaman bizdeki Anayasa Mahkemesi ile karşılaştırmalar yapacağız.

 

Pakistan Anayasası 7.kısım, 2.bölümünde "Pakistan Yüksek Mahkemesi"ni düzenlemiş bulunmaktadır. 176-191. m.ler arasında yer alan bu müessese faaliyete geçmiştir. hayli teferruatlı olarak düzenlenen bu müesseseye, Anayasa Koyucusunun çok ehemmiyet verdiği anlaşılmaktadır. Bunda da biraz haklıdır. Çünkü biraz sonra vereceğimiz izahat gösterecektir ki, Pakistan Yüksek Mahkemesi, Pakistan’ın hukuki ve hatta siyasi hayatında müessir ve geniş yetkilerle mücehhez kılınmıştır.

 

Zaten aynı duruma diğer Anayasalarda ve Devlet hayatında da rastlamaktayız. Mesela, Federal Almanya Anayasası de Federal Anayasa Mahkemesinin gerek kuruluşuna ve gerekse fonksiyonlarını yerine getirmesine çok itina göstermiş ve onu büyük bir titizlikle düzenlemiştir.  (Bkz. Grundgesetz für die Bundersrepublik Deutschland (GG), md.92,93 ve 100. ayrıca bkz. Gesetz über

Bundersverfassungsgericht (BverfGG) adlı 107 md.lik Kanun). Hatta 1961

 

Anayasamızla hukuki hayatımıza girmiş bulunan Türk Anayasa Mahkemesi için de aynı şeyler söylenebilir. Kanaatimizce Anayasaların bu şekildeki davrandığı yerindedir.

 

İzahatımıza geçmeden evvel şu hususu da belirtelim ki, Pakistan Yüksek Mahkemesi hakkındaki açıklamalarımız yanı sıra Türk Anayasa hükümlerine de yer vereceğiz. Böylece iki Yüksek Mahkemenin statüsü arasında bir mukayese imkanı elde edeceğiz. Nihayet her hüküm hakkında da görüşümüzü belirterek değer hükmü vereceğiz.

 

I-KURULUŞU

 

A) Tayinler:

Pakistan Yüksek Mahkemesinin kuruluşunu tanzim eden 176 ve müteakip m.ler. Mahkemenin kaç üyeden meydana geleceğini belirtmemiştir. Bunu özel bir Kanuna bırakmıştır. 176 md.nin 1.fıkrası şöyle demektedir:

 

"Yüksek Mahkeme bir Başkan ve kanunun tayin edeceği sayıda hakimlerden terekküp eder"

 

Halbuki bizim Anayasamız, 146/1. md.si ile Anayasa Mahkemesinin "on bir asıl ve dört yedek  üyeden" kurulacağının belirtmiştir. Diğer taraftan yine Pakistan Anayasasının 182.m.si gereğince üye sayısı geçici olarak arttırılabilir. Mamafih bu duruma ileride temas imkanını bulacağız. yani

Yüksek Mahkeme Başkanı "Pakistan Adalet Başkanı" olarak (the chief Justice of Pakistan) adlandırılır.

 

Sayı hususundaki yetki özel kanuna bırakıldığı halde, tayin hususunda aynı yola gidilmemiştir. yani Yüksek Mahkeme üyelerinin kimin tarafından tayin edileceğini Anayasa bizzat göstermiştir (md.177).Buna göre, gerek Mahkeme Başkanı ve gerekse üyeler Cumhurbaşkanı tarafından tayin edilecektir.

 

Anayasa, üyelerin tayininde Mahkeme Başkanı ile istişareyi şart koşmaktadır ki, bu hüküm, Mahkemesinin ahenkli ve verimli çalışmasını sağlama gayesini gütmektedir.

 

Bu sırada şunu da söyleyelim ki, Başkan ve üyelerin tayinini yalnızca Cumhurbaşkanına bırakmak  bazı mahzurlar doğurabilir. Bunların en önemlisi, üyelerde kendilerini tayin eden Cumhurbaşkanına karşı minnet hissinin uyanmasıdır. Diğer taraftan, Anayasaya göre, Cumhurbaşkanının statüsü zaten çok kuvvetli, hatta fevkalade yetkilerle mücehhez olarak düzenlenmiştir. Ona bir de tarafsız ve en Yüksek bir yargı merciinin başkan ve hakimlerini tayin

yetkisi vermek zait olur. Dünya Anayasalarında bunun örneğini bulmak güçtür. Gerçi Federal Almanya’da, Federal Başkanın, üyeleri tayininden bahsediliyorsa (BVerfGG, md.10) da, bunun, yapılan tayinlerin imzalanmasından başka bir tesiri yoktur.

 

1982 A.mıza göre de (md.146/2), Anayasa Mahkemesi üyelerini Cumhurbaşkanı tayin eder. Ancak, ".... üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer", geri kalan 8 asıl, 3 yedek üyesi ise, çeşitli kurum ve kuruluşlarını gösterdiği adaylar arasından tayin eder.

 

Acaba kimler Pakistan Yüksek Mahkemesine üye olabilir. Bunun için gerekli şartlar (md.177) şunlardır:

 

a)Pakistan Vatandaşı Olmak.

Bütün Dünyada resmi hizmetlerin ancak vatandaşlara tanındığı düşünülerek bu hükmün yersiz olduğu söylenebilirse de, burada Pakistan için bir özellikle karşı karşıya bulunduğumuzu unutmamamız lazımdır: Eskiden bugünkü Pakistan ve Hindistan ülkeleri tek bir halk olarak İngiliz sömürgesi olduğundan, Hindu ve Pakistanlılar ayrı ayrı değil karışık bir şekilde yaşamakta idiler.

Pakistan istiklalinin elde edince, kendi toprakları üzerinde yaşamakta olan birçok Hindu da Pakistan vatandaşı oldu. aynı hüküm, eski Anayasada da vardı. Buna benzer bir hüküm de, Cumhurbaşkanı olacak şahsın "müslüman" olmasını şart koşan hükümdür (md.41/2).

 

Pakistan vatandaşı olma şartına ilaveten, ya:

b)5 yıldan az olmamak üzere bir Yüksek Mahkemede hakimlik yapmış olmak; Bu müddet aralıksız olabildiği gibi kentili de olabilir. yeter ki yekunu 5 seneden az olmasın. Anayasa ayrıca, Pakistan’ın kuruluşundan önceki devreden Pakistan’da mevcut bir Yüksek dereceli Mahkemede aynı müddetle çalışmayı da kabul etmektedir.

 

c)ya da: Bir Yüksek Mahkemede 15 yıldan az olmamak üzere Avukatlık yapmış olmak şarttır;

Yüksek Mahkeme yerine, kuruluştan önceki devreden mevcut bir Yüksek Mahkeme ya da BRITISH INDIA'da mevcut herhangi bir Yüksek Mahkemede de çalışma burada da kabul edilmektedir.

 

Bizim Anayasamız da buna benzer şartları ihtiva etmektedir. Anayasanın 146/3 m.si, Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir kısmının Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay gibi Yüksek mahkemelerden seçileceğini belirttikten sonra, Cumhurbaşkanın, aday gösterilmeden seçeceği kimselerde bulunması gereken şartlardan birinin de "on beş yıl avukatlık yapmış olmak" şartına başlamıştır.

 

B-Hakimlik Müddeti:

Pakistan Yüksek Mahkemesine üye seçilen hakimler; Mahkeme Başkanı Cumhurbaşkanı önünde, diğer üyeler ise, Başkan önünde yemin ederler (md. 198) ve göreve başlarlar.

 

Bu hüküm daha çok Federal Almanya’daki duruma benzemektedir (Bkz. BVerfGG, m.11).

Vazifesine başlayan hakimler "daha önce istifa etmez veya bu Anayasa gereğince vazifeden alınmazsa" "altmış beş yaşına kadar göreve devam edecektir" (md.179). aynı durumun Anayasamız tarafından da kabul edildiğini burada belirtmemiz gerekir (md.147).

 

Pakistan Anayasası bundan ayrı olarak bazen geçici görevler de tayin etmiştir. 180 md.ye göre;

a-Yüksek Mahkemenin Başkanlık makamı açık bulunduğu veya

b-Yüksek Mahkeme Başkanının bulunmadığı veya görevini hastalık veya diğer bir sebeple yapamadığı zamanlarda, Cumhurbaşkanının tayin edeceği, Yüksek Mahkemenin en yaşlı diğer bir üyesi Başkanlık yapacaktır. aynı şey, bir üye için mevzuubahis olursa, Cumhurbaşkanı yine geçici olarak "Yüksek Mahkeme üyeliği vasıflarına haiz bir Yüksek Mahkeme üyesini tayin edebilir" (md.181/1-a, b). Bu tayinler "Cumhurbaşkanı tarafından kaldırılıncaya kadar yürürlükte kalır" (md.181/2).

 

Burada ve yukarıda geçen "Yüksek Mahkeme" tabiri, md.192-203.de belirtilen mahkemeler ve bu arada eyalet Yüksek mahkemelerdir. Bu md.ye 1982 yılında eklenen bir "açıklamaya" (Explanation) göre, bu kimseler emekli olmuş olsalar bile, durum değişmez. Kanaatimizce tayin tasarrufunun kaldırılmasını onu yapanın iradesine bırakmak suiistimale müsait olduğu gibi, lüzumsuzdur da. çünkü, hukukun umumi kaideler ki, mecburiyet hali zail olunca, normal duruma kendiliğinden avdet edilir. Bunun ayrı bir tasarrufa tabi tutmanın faydası yoktur.

 

Geçici üyelik durumu bir de 182 md.de düzenlenmiştir. Bu maddede sayılan hallerde (nisap temin edilemiyorsa yahut geçici olarak üye sayısı arttırılmak isteniyorsa veya başka bir sebeple: "for anı other reason"), Yüksek Mahkeme Başkanı, Cumhurbaşkanının tasdikiyle "Yüksek Mahkemeye üye

seçilme vasıflarını haiz bir Yüksek Mahkeme üyesinin geçici hakim olarak oturumlara katılmasını" isteyebilir. Ancak bunun için o Eyalet Yüksek Mahkemesi Başkanının kabulü şarttır. Bu hakimler, bu müddet içinde Yüksek Mahkeme üyelerinin yetkilerine sahip olacaklardır (aynı madde).

 

Mahkeme üyelerinin sayısını geçici olarak arttırmanın manasını anlamak güçtür. Kanaatimizce, geçici de olsa, üye sayısını arttırmanın hukuki mantığını bulmak herhalde kolay değildir.

 

Anayasamız hastalık vs. gibi halleri düşünerek, on bir asıl üyenin yanında dört de yedek üyenin seçilmesini emretmiştir (md.146/1).

 

C-Yüksek Mahkemenin çalışma yeri:

Bizim Anayasamız Anayasa Mahkemesinin çalışma yerini tayin etmediği halde, Pakistan Anayasası 183.m.si ile bunu tayin etmiştir. Bu maddeye göre, Pakistan Yüksek Mahkemesinin çalışma yeri esas itibariyle İSLAMABAD şehridir. "Ancak, zaman zaman, Cumhurbaşkanının onayı ile, Mahkeme

Başkanının gerekli görürse diğer bir şehirde de toplanacaktır" (md.183/1).

 

Bundan ayrı olarak "Yüksek Mahkeme kuruluncaya kadar, Cumhurbaşkanının tasdikiyle, tayin edeceşi diğer mahallerde toplanabilir" (md.183/3).

 

Anayasa esas kaideyi koyduktan sonra geçici bir durumu da düzenlemektedir. Bilindiği gibi, ilk defa kurulan bir teşkilatın faaliyete geçmesi az da olsa zaman alır. Bunun için bir müddet beklemek icap eder. ışte 183 md.nin 3.fıkrası bu bekleme müddetine bir çare olarak şu hükmü sevk etmiştir:

 

"Yüksek Mahkemesi Islamabad'da kurmak için gerekli şartlar yerine getirilinceye kadar, Mahkemenin mahalli Cumhurbaşkanı tarafından tayin edilecektir. 1974 yılında Rawalpindi şehri tespit edilmiştir. 1956 t.A.da da benzer hüküm vardı (md.56).

 

Yüksek Mahkemenin çalışma yeri tayin hususunda sevk edilen bu hükümlerin mantığı şöyle izah edilebilir.Zaman zaman değişik şehirlerde toplanması,eskiden iki parçalı (Doğu ve batı Pakistan) bir ülkeye sahip olana Pakistan için makul karşılanabilir. Ancak 1971 yılından beri Pakistan tek parçalı olup, sadece Batı Parçası Pakistan, doğu parçası ise, artık Bangladeş ismini taşımaktadır. Değişik mahallerde toplanabilmek için Mahkeme başkanına verilen yetkinin de mantığı yerindedir. ancak bunu, Cumhurbaşkanının tasdikine tabi tutmaya biz mana veremedik. Nihayet masraflı

olacağı için de, iktisaden geri kalmış bir Devlet için hiç de uygun ve pratik bir davranış sayılamaz.

 

Belirtelim ki, bizim Anayasa Mahkememiz de, zaman zaman değişik illerimizde toplantı yapmıştır. Meselâ Hatay ilinde bir defa toplanmıştır.

 

183.md.nin 3.fıkrasındaki hüküm ise hiçbir şekilde tecviz edilemez. Bir defa madde müddet tayin etmediği için suiistimale müsaittir. yani uzun müddet Yüksek Mahkemenin faaliyete geçirilmemesi  mümkündür. Ama korkulan olmamıştır. ikincisi "gerekli şartların yerine getirilmiş olduğuna kim

karar verecektir.  Bu da tayin edilmemiştir. üçüncüsü, bu geçici müddet zarfında Mahkemenin çalışacağı yerin niçin Cumhurbaşkanı tarafından tayin edileceği de sorulabilir. Bu durum pekalâ Mahkeme Başkanı tarafından tayin edilebilirdi.

 

Bu noktada bizin 1961 Anayasamız, Anayasa Mahkemesi Kanununun çıkarılmasını azami bir müddetle sınırlamıştır ki, o da 2 yıldır (geçici md.7). faaliyete geçmesini de kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 6 ay gibi bir müddetle tahdit etmişti. çalışma yeri olarak ise "Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve yargılama Usulleri Hakkındaki" 22/4/1962 tarih ve 44 sayılı kanun tarafından (bkz.md.1). "Başkent" olarak gösterilmiştir. şu anda yürürlükteki 10/11/1983 tarihli ve 2549 s.lı K. ise "Ankara" olarak düzenlenmiştir (md.1). Geçici 11.md. ise, eskiden 15 asıl ve 5 yedek üye sayısı, 11 asıl ve 4 yedek sayıya ininceye kadar, yeni üye tayin edilemeyeceğini düzenlemiştir.

 

II-VAZİFELERİ

 

Burada, Yüksek Mahkemenin vazifelerinin tam bir listesinin vermenin imkansızlığını belirtmemiz gerekir. Çünkü, Pakistan Anayasası, bizim Anayasamızın tersine (bkz.md.148). Yüksek Mahkemenin vazifelerinin tamamını göstermemiştir. Pakistan Yüksek Mahkemesi, "Bu Anayasa ile kendisine tanınan yetkilerden başka, Yüksek Mahkemenin kanunla da tanınan  diğer yetkileri"

olabilecektir. Bir diğer değişle, Yüksek Mahkemenin orijinal ve geniş yetkileri vardır (orijinal jurisdiction). Pakistan Anayasası bu tutumu ile Federal Almanya Anasayasasının düzenleme tarzına (bkz.md.93/son) paralel bir hüküm sevk etmiş olduğu söylenebilir.

 

Diğer taraftan, Yüksek Mahkemenin vazifelerini yerine getirirken hangi kaidelere göre çalışacağı sorulabilir. Bunun cevabı, pek tabii olarak, bu mevzudaki "Özel Kanun"dur. Fakat bunun dışında Anayasa 191.md.si ile Yüksek Mahkemeye bir yetki vermektedir. Buna göre; Yüksek Mahkeme, Mahkemenin işleyiş ve muhakeme usullerini düzenleyen kaideler koyabilir. Hemen söyleyelim ki, bu hüküm bizdeki 149/2.md.'ye tekabül etmektedir. Ancak bizde buna "Anayasa Mahkemesi içtüzüğü" ismi verilmektedir. Anayasa Mahkememizin kuruluş ve işleyişini düzenleyen işlem, bir "Kanun"dur ve bu Kanun TBMM tarafından yapılabilir (Bkz.A.md.149/3 ve 87).

 

Bu iki hususu belirttikten sonra, Pakistan Yüksek Mahkemesinin vazifelerini iki gruba aıyrarak izah edebiliriz:

 

A-İstişâri Mütalen:

Pakistan Yüksek Mahkemesinin istişari yetkilerinden birincisi, 186.md. tarafından tanzim edilmiştir. Burada Cumhurbaşkanına verilen bir mütalâa mevzuubahistir:

 

"Eğer Cumhurbaşkanı, kamu yararı bakımından ehemmiyeti bulunduğunu düşündüğü bir hukuki meselede Yüksek Mahkemenin fikrini öğrenmenin faydalı olacağı kanaatine varırsa, meseleyi görüşmek üzere Yüksek Mahkemeye sunabilir.

 

Yüksek Mahkeme bu şekilde sunulan bir meseleyi inceler ve mesele hakkındaki fikrini Cumhurbaşkanına bildirir".

 

Görüldüğü gibi, burada tamamıyla bir istişare mevcuttur.

 

İkincisi ise, bu kadar açık bir istişare olmamakla beraber, yine de "bildirici (decleratif)" bir mahiyeti haizdir. Mamafih  bu durumu düzenleyen maddeyi buraya alınca durum daha da iyi anlaşılacaktır. 184.md.ye göre,

 

"... Yüksek Mahkeme, hükümetlerden ikisi veya daha fazla hükümet arasındaki anlaşmazlıklarda ilk derecede yetkili olacaktır"(1.fıkra).

 

Buradaki "hükümetler" tabiri gerek merkezi hükümeti ve gerekse eyalet hükümetlerini kapsamaktadır (Bkz. bu md.ye ait açıklama). Yüksek Mahkeme, bu md.nin 2.fıkra hükmüne göre, kendisine bu maddeyle tanınan yetkinin kullanılmasında, sadece bildirici (decleratorı) karar verebilecektir. yani yeni bir şey ihdas (contitutif) etmiyor, sadece mevcut durumu açıklıyor.

Burada bir orijinal yetki söz konusudur.

 

Üçüncüsü ise, Anayasanın 1.bölüm, II kısmındaki temel hak ve hürriyetlerden birinin, ilgili md.deki manasını ve bünyesini, kamu yararının varlığı halinde, açıklayabilir (md.184/3).

 

Bizde böyle bir duruma rastlanmamaktadır. Federal Almanya’da hukuki mütalâa yetkisi düzenlenmiş (bkz. BVerfGG, md.97), bilahare kaldırılmıştır.

 

B- Emredici Vazifeler:

Burada mevzuubahis olan, Pakistan Yüksek Mahkemesinin herkesi başlayan kararlar alabilme yetkisidir.  188.md.ye göre göre "Yüksek Mahkemenin aldığı herhangi bir karar, hukuki bir meseleyi karara başladığı veya bir hukuk prensibine dayandığı müddetçe", Pakistan’daki diğer bütün mahkemeleri başlayacaktır.

 

Bu genel prensibi konduktan sonra, şimdi, Pakistan Yüksek Mahkemesinin bazı vazifelerine temas etmemiz gerekir:

 

1)Temyiz Mercii Olarak:

Pakistan Anayasasının 185.md.sine göre, Yüksek Mahkeme "... bir Yüksek Mahkemenin hüküm, emir ve kararlarını temyiz" mercii olarak gözden geçirebilir. Ancak temyiz hakkı şu hallerde mevzuubahis olur:

 

a)Bir Yüksek  Mahkeme, davada bir Anayasanın yorumlanmasıyla ilgili hukuki bir meselenin bulunduğunu ileri sürerse (bend f),

 

b)Bir Yüksek Mahkeme, bir kimseyi ölüme veya hayat boyunca sürgün cezasına mahkum etmişse veya alt derecedeki bir mahkemenin verdiği cezayı temyizen arttırmışsa  a bendi),

 

c)Yüksek Mahkeme, Mahkemeye tanınan yetkiye dayanarak bir insanı cezalandırmışsa (b, c).

 

d)50 bin rupee (Pakistan para birimi)den yukarı para cezalarında (d bendi) ve,

 

e)Doğrudan ve dolaylı olarak bu değerdeki mülkiyeti himaye ile ilgili ise (e bendi).

 

Bu hallerde Pakistan Yüksek Mahkemesi temyiz mercii olarak  vazife görecektir. Eyalet ve diğer Yüksek Mahkemelerinin kararlarını temyizen incelediğine göre, pozisyonu normal Temyiz mercilerinin de üstünde demektir.

 

şunu da söyleyelim ki, burada sayılan  hallerde, bir hüküm, emir ve kararın temyiz edilebilmesi mecburidir. Bunla dışında kalan hallerde ise "... bir Eyalet Yüksek Mahkemesinin hüküm, emir veya kararının temyizi ancak Yüksek Mahkemenin izniyle mümkündür" (md.185/son).

 

Bizim Anayasamızda bu kabil bir hükme rastlanamaz. Bu yetki ancak "Yargıtay" ismi verilen merciin vazifesidir (bkz.md.154).

 

2)Kontrol Organı Olarak:

Pakistan Yüksek Mahkemesinin ikinci emredici yetkisi, yasama Organının bazı tasarruflarını kontrolde görülür. 188.md.ye göre: "Yüksek Mahkeme, merkez yasama organının (Meclis el-şura) çıkardığı bir (1985 yılında çıkarılan bir karar) karar ve Yüksek Mahkemenin koyduğu kaidelerin hükümleri dahilinde, herhangi bir hükmünü veya emrini yeniden gözden geçirmek yetkisine

sahiptir".

 

Bu hüküm bizdeki 148/1.md.ye benzemekle beraber, Yüksek Mahkemeye aykırı bulduğu tasarrufları iptal yetkisini veren açık bir hükümden mahrum oluşu yüzünden tam bir benzerlik arz etmemektedir. Ancak yukarıda işaret ettiğimiz 189.md. hükmü çerçevesinde konuya bakacak olursak, burada Yüksek Mahkemenin, Parlamentonun bir işlemini iptal edebileceği ve bu yöndeki bir kararının da başlayıcı olduğunu söyleyebiliriz.

 

III- YETKİLERİ

 

Pakistan Anayasası, Yüksek Mahkemeye bu vazifelerini yerine getirirken bir takım yetkiler de tanımıştır ki, bu da normaldir. Meselâ,

 

a-"Yüksek Mahkeme, incelediği herhangi bir meselede adaleti tam bir şekilde sağlayabilmek için, bir şahsın hazır bulundurulması veya herhangi bir belgenin bulunması veya açıklanması için verilecek emirler de dahil olmak üzere, gerekli bütün talimat (direction), emir (order) ve kararlar (decree) verebilmeğe yetkilidir" (md.187/a).

 

"Bu kabil talimat, emir ve kararlar bütün Pakistan’da yürürlükte olacak ve bir Eyalette veya bir Eyalet sayılmayan, fakat bir Eyalet Yüksek Mahkemesinin yetki alanındaki bir yerde uygulanma halinde, bu Eyalet Yüksek Mahkemesi tarafından çıkartılanlar gibi muamele örecektir"(md.187/2).

 

Yüksek Mahkemenin "bir talimat, emir ve kararının hangi Eyalet Yüksek Mahkemesi tarafından

uygulanması gerektiği konusunda ihtilaf çıkarsa, Yüksek Mahkemenin kararı nihai olacaktır" (md.187/3).

 

b-"Pakistan’daki bütün yürütme ve yargı makamları Yüksek Mahkemeye yardımcı olacaklardır" (md.190).

 

Benzer hükümlere bizde de yer verildiğini burada belirtmemiz gerekir (bkz.44 1961 A.döneminde, md.40,48; 1982 A.döneminde 2949 s.lı K.md.43 gereğince, "Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarıyla idare makamları ve bütün gerçek ve tüzel kişiler ve kuruluşlar, Anayasa Mahkemesinin istediği bilgi, evrak ve belgeleri tayin edilen süre içinde vermekle yükümlüdürler".

 

IV-NETİCE

Bu kısa incelememizden çıkardığımız neticeleri şöyle belirtebiliriz:

 

1)Pakistan Anayasası, Pakistan Yüksek Mahkemesine çok ehemmiyet vermiş, ona büyük ümitler bağlamıştır.

 

2) Böyle olmakla beraber, gerek kuruluşunda ve gerekse faaliyet göstermesinde Cumhurbaşkanına geniş yetkiler tanınması müessesenin haşmetine gölge düşürmektedir.

 

3)Pakistan Yüksek Mahkemesi hukuki bakımdan ne normal bir Temyiz Mahkemesi ve ne de bir Anayasa Mahkemesidir. Onu, nevi şahsına münhasır (sui eneris) bir Yüksek Mahkeme olarak tavsif etmek mümkündür. yani Pakistan Yüksek Mahkemesi hem bir Anayasa Mahkemesi, hem de Temyiz Mahkemeleri, yani Yüksek mahkemeler üstünde bir Yüksek mahkemedir. Bu özelliği ile ABD'ndeki Yüksek Mahkemeye, ismiyle, görev ve yetkileriyle (Supreme Court) benzemektedir.

 

Nihayet, Yüksek Mahkemenin dost ve kardeş Pakistan için hayırlı ve muvaffakiyetli olması temennimizi burada açıklamak isteriz.

 

 

* Bu incelemede aşağıdaki kısaltmalar kullanılmıştır: A.: Anayasa, GG.:Federal Almanya Anayasası, BVerfGG.:Federal Almanya Anayasa Mahkemesi Kanunu, K., md.:madde; s.:sayılı; t.:tarihli.

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa

..Prof. Dr. Servet Armağan'ın 45 yıllık Akademik kariyeri esnasında yazdığı makaleler . yayınladığı kitaplar. katıldığı ilmi toplantılar ile ilmi ve idari görevleri. Dekanlık ve Rektörlük hayatı..

Şubat ayı istatistikleri:
Free Web Site Counter
.Sayfa Okundu

YAZILARIM : (Alfabetik.Liste)



Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Blog RSS

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa