İlmi Hayatım ve Eserlerim

• 1/2/2007 - Temel Haklar -II-

Kategori: TEMEL HAKLAR

 

 

TÜRK ANAYASA HUKUKUNDA

TEMEL HAKLARIN DÜZENLENMESİ ve SINIRLANMASI  

(Şematik bir açıklama)

 

Prof. Dr. Servet ARMAĞAN

(Anayasa Hukuku Profesörü)


ÖNCEKİ SAYFADAN DEVAM..        


            2 -  İdari Yol  :

            Kişiler temel hakları düzenlemelere karşı idari yola da (recoure admnistrative) başvurabilirler. Bu yol yargı yolu dışındaki bir yol olup, kiţinin idari mercilere dilekçe ile başvurmasıdır. Bu yol, demokratik bir yol olup, kişinin bir temel hakkı olup, demokratik bir idarenin de zaruri bir unsurudur. Bu sebeple,  Anayasa ve kanunlarda ayrıca düzenleme ve tanınmasına gerek yoktur. 

            1982 A.md.40. bu konuyu genel bir şekilde şöyle düzenlemiştir : Ayrıca A.md.74 de düzenlemiştir:

"Vatandaşlar,kendileriyle ve kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle  ilgili başvuruların sonucu dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.

Bu hakkın kullanılma biçimi kanunla düzenlenir." 

Konumuzla ilgili olarak, burada vatandaş,temel haklar ile ilgili bir düzenleme hakkında dilek ve şikayetini dile getirmektedir,yani getirme yoluna gidebilir. 

            Anayasanın 40. Maddesi ise şöyledir:

            Madde 40- Anayasa ile tamamlanmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesi yetkili makam geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

            Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tanzim edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır. 

            3 -  Siyasi Başvurma (Yol)  :

            Kişiler düzenlemelere karşı siyasi başvurma  (recoure politique) yoluna da gidebilirler. Bu yol, TBMM’ne dilekçe ile başvurmaktır. A.md.74 hükmü, hem idari yolu (yani İdari makamlara başvurmayı), hem de siyasi yolu, yani TBMM’ne başvurma yolu düzenliyor[1].           

            2 -  SINIRLAMA            

            a -  Genel Olarak  :

                Yukarıda sınırlama ihtiva etmeyen düzenlemeden bahsettik. Burada ise, sınırlama ihtiva eden bir düzenlemeyi ele alacağız.

            Burada söz konusu olan bir temel  hak ve hürriyetin, az veya çok bazı sınırlarla sınırlanmasıdır.  

Sınırlamanın araçları ile amaçlarına biraz aşağıda temas edeceğiz. Burada önce üç noktaya temas edelim : 

a -  Mutlak hürriyet yoktur :

Hiçbir hürriyet mutlak değildir. Mutlaka bir sınırı vardır ve olmalıdır. Sınırsız hürriyet, medeniyet değil, bir manada vahşettir. Mesela : Bir kimsenin avazı çıktığı kadar bağırarak konuşması, şarkı söylemesi, hoparlörü çok ve gereğinden fazla açarak müzik yayını yapması, herkesin gidip geldiği yerlerde ibadet etmesi ve ibadetini saatlerce devam ettirmesi şeklinde bir hak ve hürriyetin kullanılması kabul edilemez.

Zaten anayasa ve kanunlardaki sınırlamalara bakacak olursak, bu durumun bütün demokratik devletlerce kabul edildiğini görürüz.  

b -  Sınırlama eşyanın tabiatı gereğidir :

Sınırlama bir manada eşyanın tabiatı gibidir. Her kaidenin bir istisnası vardır. Temel hak ve hürriyetlere bir sınır getirmek de bir bakıma onun bünyesinin gereğidir. Hatta temel hak ve hürriyetlerin bünyelerinde bu sınırlar mevcuttur. Nitekim A.md.12/2 bu durumu ve gerçeği ifade etmiştir :

1 .  Temel hak ve hürriyetlerin niteliği

Madde 12 -  “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder[2].” 

c -  Her kötüye kullanma bir sınırlama getirir :

Gerek anayasalarda ve gerekse kanunlardaki sınırlamaları bakacak olursak, bilhassa daha önceki hadiseleri nazara alacak olursak, sınırlamaların, kötüye kullanmaların arkasından geldiğini tespit edebiliriz. Anayasadaki sınırlamalar hepsinin bir tarihi “background”u, bir sebebi vardır ve zaruretlerin ortaya çıkardığı bir durum olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim aşağıdaki misallerde bu durum açıkça görülecektir. 

2 -  Sınırlama araçları :  

Sınırlama araçları nelerdir ?

Bu sorunun cevabını, yukarıdaki sıra dahilinde verebiliriz. 

a)  Anayasa  :

 Kaide olarak bir temel hak ve hürriyet anayasa ile sınırlanır. Daha doğrusu o temel hak ve hürriyetin sınırları, düzenlenirken, sınırları da gösterilir. Örnek :

11.  Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması

Madde 13 -  “Temel hak hürriyetler, Devletin ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğün, milli egemenliğin, Cumhuriyetin, Milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir.

            Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngördükleri amaç dışında kullanılamaz.

            Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerlidir.”

             b)  Kanun  : 

            Daha çok görülen araç ise kanunla sınırlamadır. Hatta 1961 A.md.11/1 de sınırlamanın “ancak bir kanunla yapılabileceğini” söylüyordu. 1982 A.nda “ancak” kelimesi kaldırılmıştır.(md.13/1). Yukarıda bu md. hükmünü verdik. 

            c)  İdari İşlemler  : 

Modern demokrasilerde temel hak ve hürriyetler idari işlemler ile sınırlanamaz. 1982.md.13/1 hükmü gereği idari işlemler ile temel hak ve hürriyetler sınırlanamaz[3]. Buna rağmen idari işlemler ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlandığı, memleketimizde görülmüştür ve görülmektedir.  

d)  Yargı Kararı  : 

Bunun tipik misali yukarıda verdiğimiz misallerde görüldü. Bilhassa Almanya’da yürürlükte bulunan “bir defalık düzenlemedir.” (FAMK, md.32). Bu noktaya biraz yukarıda temas etmiştik.  

c)   Sınırlama gereği  : 

Acaba temel hak ve hürriyetler niçin sınırlanır ?  Sınırlayanlar, sınırlamaya niçin gerek duyarlar ?  Bu sorunun cevabını aşağıda başlıklar halinde vereceğiz : 

            1 -  Mutlak  (sınırsız ) hürriyet yoktur :           

            Yukarıda da belirttiğimiz gibi, mutlak, yani sınırsız hürriyet yoktur. Her hürriyetin sınırları vardır ve sınırlanabilir. Bu sınırların bir kısmı o hak ve hürriyetin bünyesinde mevcuttur (İmmenente Schranken). Esasen mevcut bu sınırları, yazılı bir metin halinde belirtmesek bile vardır. Yazılı bir metin halinde belirtmek, onun varlığını, var olduğunu açıklamak demektir.

            İkincisi ise, kişilerin bir temel hak ve hürriyeti kötüye kullanmaları neticesi, idareciler bazı sınırlar getirmek ihtiyacını hissederler. Tabii söylemeye gerek yok ki, idarecilerin temel hak ve hürriyetlere sınırlama getirme gereğini duymaları, kendi “siyasi tercihleri”dir.

            A.md.12/son, her hürriyetin bünyesinde mevcut bu sınırları ifade etmiş bulunmaktadır. Buna yukarıda işaret etmiştik.  

            2 -  Dikta hevesi :  

                Kanaatimizce, temel hak ve hürriyetlerin sınırlamasının bir gereği, yani motiv’i de idarecilerde bulunan dikta hevesidir. Yani siyasi iktidarı kullanan şahısların, bünyelerinde mevcut faziletsizlik, temel hak ve hürriyetlere tahammülsüzlük, insan haysiyetine hürmetsizlik ve dikta idaresi kurmak ve devam ettirmek temüyülü, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında rol oynar. Yani ortada  sınırlama gerektirecek bir tehlikeli durum ve gerek yok iken, sırf insanlara eziyet olsun, insanlar idarecilerin ve iktidardaki partinin emirlerine kayıtsız şartsız tabi olsunlar diye böyle bir sınır getirmek gereği hissedilir. İnsanlar ne kadar temel hak ve hürriyetlere geniş bir alanda sahip olurlar ve yüksek kalitede kullanırlarsa, şahsiyetleri o kadar gelişir. İdarecilere karşı daha aydın, daha medeni ve memleket sever istikamette davranırlar. Böyle bir gelişmeyi, faziletsiz idareciler, içlerinde habis dikta hevesi bulunan idareciler istemezler, bu sebeple, temel hak ve hürriyetleri sınırlarlar. Bu kabil uygulamalar, sağ ve sol, her türlü diktatörlükte görülür ve görülmüştür.  

            3 -  Belli gerekler, amaçlar : 

            1982 A. sisteminde temel haklar ve hürriyetler muayyen gerekler üzerine ve muayyen gayelerle sınırlanabilir. 1982.A.md.13 bazı sınırlama sebepleri veya amaçları saymıştır. Bu sebepler genel sebeplerdir. Yani bu sebepler temel hak hürriyetlerin tümü için geçerlidir. Ayrıca diğer md.lerde özel sınırlama sebepleri belirtilmiştir.

            A.md.13/1 hükmü şöyledir :

“Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğün, milli egemenliğin, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir.”

            “Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngördükleri amaç dışında kullanılamaz.”

“Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerlidir.”

            Bu md.’nin gerekçesi oldukça açıklayıcı bilgiler ihtiva etmekte,böylece kendisinde beklenen görevi yerine getirmektedir[4]. Aşağıdaki açıklamalarla konuyu etrafıyla açıklayacağız. 

            Görülüyor ki, 1982. Sisteminde temel hak ve hürriyetler genel ve özel bazı sebeplerle sınırlanabilir. Genel sebepleri 13./1 md. saymıştır. Özel sebeplere gelince : Bunlar ilgili temel hak ve hürriyeti düzenleyen md.ler de belirtilmiştir. Misal olarak 27/2.md.de düzenlenen ve bilim ve sanat hürriyeti ile ilgili sınırlamayı hatırlayalım. Bu md.ye göre :

            “Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.

            Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 inci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinin değiştirilmesinin sağlamak amacıyla kullanılamaz.”

            Diğer örnekler yukarıda verdiğimiz madde gerekçelerinde vardır.



[1] Vatandaşın İdari ve Siyasi başvurusuna "Dilekçe Hakkı" da ismi veriliyor. Dilekçe hakkını memleketimizdeki uygulaması ve mukayeseli hukuktaki yeri hakkında bkz. Servet Armağan, Dilekçe Hakkı ve 1961 Anayasası, İst.1972 İHF y.

[2] Bu md.nin gerekçesinde açıklayıcı bir bilgi yoktur. Mesela bkz. :

.Gerekçe :  “Temel hak ve özgürlüklerin niteliği’ni belirleyen bu maddenin ilk fıkrasında, bunların bir devlet “lütfu” olmadığı; kişiliğin, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez bir unsurunu oluşturduğu vurgulanmıştır. Şu halde, yukarıda da belirtildiği gibi, devlet, kişiye ayrılmış bu alana ilke olarak, hiçbir müdahalede bulunmamak, bu özel alan sınırları içine girmemekle yükümlüdür.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, temel hak ve özgürlüklerin ikinci bir niteliği belirtilmiş bunların, içinde yaşanılan topluma, aileye ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumlulukları da beraberinde getirdiği belirtilmiştir. Kişi sahip bulunduğu hak ve özgürlükleri kendi iradesi doğrultusunda kullanırken bu ödev ve sorumlulukları da gözönünde bulundurmak sorundadır.(DM.1982)

.Gerekçe :  “Maddenin ikinci fıkrasının sarahati karşısında “Temel hak ve hürriyetler, ancak bu ödev e sorumluluklara bağlı olarak kullanılabilir.” Şeklindeki üçüncü fıkrası maddeden çıkarılmıştır.(MGK. 1982)

[3] Yukarıda da dediğimiz gibi, idare, temel hak ve hürriyetleri idari işlemler ile düzenleme ve sınırlama  yoluna, maalesef girmektedir. Bu tip yanlış uygulamaların en göze batanı,idari işlemler yoluyla, temel hak ve hürriyetlerin sahasında suç ve ceza ihdas ederek, düzenleme ve sınırlama getirmesidir.

A.md.38 de suç ve cezaların, idari işlemlerle değil, ancak kanunla yapılabileceğini belirtmiştir.

[4] A. md. 13’e ait gerekçeler şöyledir :

            . Gerekçe :  “Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını hüküm altına alan bu genel maddenin birinci fıkrasında önce, bütün hak ve özgürlükler için geçerli yani “genel nitelikte” olan sınırlama nedenleri gösterilmiştir. Bunlar Türk devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden, Türkiye Cumhuriyetinin milli güvenliğin, kamu yararı ve kamu güvenliğinin, asayişin, kamu düzeninin, genel ahlak ve sağlığın, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacına yönelik nedenlerdir. Bu nedenlerden herhangi birisi tek başına yahut birkaçı bir arada, belli bir hak ve özgürlüğün sınırlanmasına meşru gerekçe teşkil eder. Daha önce de belirtildiği gibi “genel nitelikteki” bu sınırlama nedenlerinin belli bir hak veya özgürlük konusunda uygulanabilmesi için, o hak veya özgürlüğe ait özel maddede ayrıca öngörülmüş olması yani açıkça kendisinden söz edilmiş bulunması gerekmez. Eğer belli bir hak ve özgürlüğe mahsus olan maddede (mesela Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme özgürlüğüne ilişkin 34 üncü maddede olduğu gibi) o hak ve özgürlük için hiçbir sınırlama nedeni gösterilmemiş ise, bu husus, sözü edilen hak ve özgürlüğün hiçbir sebeple sınırlanamayacağı anlamına gelmez; fakat bu hakkın yahut özgürlüğün yalnızca genel sınırlama nedenlerine dahil bir mülahaza ile sınırlanabileceğini, bunun sınırlamasında başkaca özel bir sınırlama nedeninin bulunmadığını ifade eder.

                Temel hak ve özgürlükler, genel sınırlama nedenleri yanında ve bunlara ilaveten her bir hak veya özgürlüğü mahsus özel maddede açıkça öngörülen “özel sebeplerle”de sınırlanabilecektir. Mesela “Düţünce açýklama ve yayma özgürlüğü”, genel sınırlama nedenlerine eklenmek suretiyle, suçların önlenmesi, meslek sırrının korunması, yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi nedenleriyle de sınırlanabilir. Bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “... korunması amacıyla ve aynı zamanda Anayasanın diğer maddelerinde gösterilen özel sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir” ibaresinin anlamı budur. Ayrıca ilave etmek gerekir ki, yukarıdaki ibarede belirtildiği gibi, “özel sınırlama sebebi” yalnız bir hak veya özgürlükle ilgili maddede değil, Anayasanın herhangi bir maddesinde de yer alabilecektir.

                Maddenin birinci fıkrasında “ancak kanunla” denilmek suretiyle, hak ve özgürlük sınırlamalarının münhasıran kanun konusu olduğu; yani yasama tasarrufundan başka bir düzenleyici tasarrufla (tüzük, yönetmelik vb.) hak ve özgürlüklerin sınırlanamayacağı belirtilmiştir.

                Hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında mümkün tek amaç olarak kanun yani yasama tasarruflarının seçildiğini gösteren bu hüküm dahi “genel” niteliktedir. Diğer bir deyimle hak ve özgürlüklere ait bütün maddelere sari bir genel hükümdür. Bu nedenle herhangi bir hak veya özgürlüğe ait maddede, o hak ve özgürlüğün “kanunla”sınırlanabileceğini ayrıca belirtmeye gerek yoktur; ve maddelerin yazımında bu hususa sadık kalınmıştır. Fıkrada ayrıca, söz konusu sınırlamaların Anayasanın özüne ve ruhuna uygun olması zorunluluğu da gösterilmiştir.

                Maddenin ikinci fıkrasında, hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında daima gözetilmesi gereken ölçü; yani sınırlamaların sınırı öngörülmüştür. Diğer bir deyimle hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamalar yahut bunlar konusunda öngörülecek sınırlayıcı tedbirler demokratik rejim anlayışına aykırı olmamalı; genellikle kabul gören demokratik rejim anlayışı ile uzlaşabilir olmalıdır. Getirilen bu kıstas, 1961 Anayasasının kabul ettiği “öze dokunmama”   kıstasından daha belirgin, uygulaması daha kolay bir kıstastır. Esasen uluslararası sözleşme veya bildiriler de bu kıstası kabul etmişlerdir.

                Maddenin ikinci fıkrasında, hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında öngörülen genel ve özel nedenlerin belli amaçlara yönelik bulunduğu; binnetice ancak bu amaçları gerçekleştirmek için bu nedenlerin öngörüldüğü vurgulanmaktadır. Şu halde öngörülen amaçlar yahut nedenler bahane edilerek, başka bir amaca ulaşmak için hak ve özgürlükler sınırlanmayacak; yahut meşru amaç güdülerek sınırlanmış olsalar bile, getirilen sınırlama bu amacın zorunlu yahut gerekli kıldığından fazla olmayacaktır. Diđer bir deyimle, amaç ve sınırlama orantısı herhalde korunacaktır.

                Nihayet maddenin son fıkrası, bu madde hükmünün “genel niteliğini” açıkça vurgulamaktadır.” (DM. 1982)

.Gerekçe :  “Danışma meclisine kabul edilen 13 üncü madde ile bu madde metni arasındaki fark “Diğer kişilerin hak ve hürriyetlerinin korunması” ibarelerinin çıkarılmasından ibarettir. Gerçekten 12 nci maddenin ikinci fıkrasında yer almış bulunan “Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder” şeklindeki hükmün açıklığı karşısında, 13 üncü maddede ayrıca diğer kişilerin hak ve hürriyetlerinin korunmasının da bir sınırlama sebebi olarak tekrar gösterilmesine gerek bulunmamıştır.

Diğer yönden, 13 üncü madde, Anayasanın İkinci Kısım, Birinci Bölümünde yar alan temel haklar ve ödevlere ilişkin genel hükümler arasında bulunduğundan, İkinci Kısmın diğer bölümlerinde yer alan temel haklar ve hürriyetler için ilgili maddelerinde ayrı ayrı genel sınırlama sebepleri gösterilmemiş, ancak bu genel sınırlama sebeplerinin dışında herhangi bir özel sınırlama sebebi öngörülmüşse bunun belirtilmesiyle yetinilmiştir. Kuşkusuz genel sınırlama sebepleri temel haklar ve hürriyetlerin tümü için geçerli olacaktır. Madde metninde bu konuda açıklık da bulunmaktadır.

Ancak, bu genel sınırlama sebeplerinden hangilerinin herhangi temel hak ve hürriyetleri için sınırlama sebebi olarak uygulanacağı kanunla belli edilecektir. Kanun koruyucu bir kısım temel hak ve hürriyetler için gerektiğinde genel sınırlama sebeplerinin tümünü dikkate alarak düzenleme yapılabileceği gibi, diğer bir kısım temel hak ve hürriyetler için de genel sınırlama sebeplerinden gerekli olanları belirtmek suretiyle sınırlama yapabilecektir. (MGK. 1982)


 
DEVAMI SONRAKİ SAYFADA >>>

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa

..Prof. Dr. Servet Armağan'ın 45 yıllık Akademik kariyeri esnasında yazdığı makaleler . yayınladığı kitaplar. katıldığı ilmi toplantılar ile ilmi ve idari görevleri. Dekanlık ve Rektörlük hayatı..

Şubat ayı istatistikleri:
Free Web Site Counter
.Sayfa Okundu

YAZILARIM : (Alfabetik.Liste)



Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Blog RSS

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa