İlmi Hayatım ve Eserlerim

• 1/2/2007 - Teokrasi Ne Demektir -II-

Kategori: TEOKRASI

Teokrasi ne demektir?

 

Prof.Dr.Servet ARMAĞAN

(Anayasa Hukuku Profesörü)


<<<<< Baştarafı Önceki sayfada

 

4- İslâm Devleti-Lâiklik:

Yukarıdaki kavramları anlatınca hatıra gelen bir konu, İslam Devleti, Din devleti, dini devlet veya dine dayalı devlet kavramları ile Lâiklik prensibinin karşılıklı münasebetidir. Mahiyeti itibariyle ayrı ve üstelik geniş bir konu olduğundan, bu münasebetin açıklamasını ayrı bir makale çerçevesinde ele almayı tercih ederiz[1].

 

Neticeler:

Yukarıdaki  açıklamalarımızdan çıkardığımız neticeleri şöyle özetleyebiliriz:

Anayasalarda yer alan hükümleri nazara alarak  din ve devletin karşılıklı münasebetlerinin sıklığı bakımından devletleri şöyle bir sıralamaya tabi tutabiliriz.

 

1- Laik devletler-anayasalar        :

Bu devletlerde devletin din kavramına ve hükümlerine mesafesi uzaktır. Ancak geniş manada laik olan devletler, vatandaşlarına, din ve vicdan hürriyeti tanımış bulunmaktadırlar. Bu gruba giren devletler bu makalenin konusu dışında kalmaktadır. Dünyada 25 kadar devlet, anayasalarında  laik olduklarını belirtmişlerdir.[2]

 

2- Dine  dayalı devletler:

Bu devletlerin anayasalarında devletin dini veya mezhebi belirtilmiştir. Devletin bu din veya mezhep mensuplarına yardım edeceği v.b. hükümler anayasasında yer almaktadır. Ancak devlet,  din hükümlerinin bütün devlet hayatında ve fonksiyonlarının icrasında bir mükellefiyet olarak  yüklenmiş değildir. Yukarıda bu gruba giren devletlere misaller verdik.  1924 anayasası da böyle bir anayasadır diyebiliriz. Avrupa ve dünya devletlerinin ise büyük bir kısmı bu gruba girerler.

 

3- Din Devleti- dini devlet:

Bu devletlerde, bir din veya mezhebin hükümlerinin icrası ve korunması o devletin organlarının vazifesi olarak kabul edilmiştir. 1876 A. ile 1921 Anayasalarımız bu gruba misal verilebilir. Ayrıca İsrail, İran ve Suudi Arabistan misal verilebilir.

 

4- Teokratik Devlet:

Bu devlette Anayasa, Devlet Başkanı, yasama, yürütme ve yargı organları ile diğer kamu görevlileri din adamıdırlar: Devlet başkanı dini reistir, hatta o dinin kutsal başkanı sayılır.Veya peygamberi kabul edilir. Devlet fonksiyonları da tamamiyle o dinin hükümlerine  yüzde yüz uygun olarak icra  edilmek mecburiyetindedir.

 

Türkiyemizde teokratik bir anayasa kabul ve tatbik edilmiş değildir. Zaten dünyada bu teokratik devletlerin sayısı çok azdır: Bhutan Krallığı, Lama devleti ve Vatikan gibi.

 

3. ve 4. gruba giren devletler bazan değil, çoğu defa karıştırılmaktadır. Memleketimizde ise, din ve vicdan hürriyetinin tatbikatından olan  her fiil ve davranış çoğu defa teokratik diye adlandırılmaktadır. Bu büyük bir yanlıştır.

 

Bu duruma göre; din ve din hükümlerinden uzaklık bakımından pramidin en altında laik devlet, daha üstte, dine dayalı devlet,  daha sonra  Din Devleti veya Dini devlet, pramidin zirvesinde ise Teokratik devlet  kavramları ve uygulaması yer alıyor demektir.

 

Son olarak belirtelim ki: Bu ayırımlar, anayasalarda yer alan çeşitli ve farklı hükümler (variaton) karşısında kati olarak her anayasaya veya devlete tam olarak intibak ettirilip uygulanamaz.

 

5- Teokratik Devlet, Bir Devlet veya Hükümet Çeşidi (türü ) Değildir:

Biraz yurkarıda "Teokratik Devlet" başlığını kullandık, ama bu, bir devlet veya hükümet çeşidi veya türü değildir. Anayasa hukukçuları devletleri çeşitli kriterlere göre ayırıma tabi tutmuşlar ve devlet türlerini ortaya çıkarmışlardır. Bunlar arasında teokratik devlet ve teokratik olmayan devlet diye bir ayrım yoktur.[3]       

         Olsa olsa din-devlet münasebtleri konusunda, Devletlerin dine tabi olup olmamaları anlatılırken, bu konuya temas edilebilir ve edilmektedir. Yoksa devlet çeşitleri tesbit ve kalaisifikasyon yapılırken, böyle bir ayrım yapılmıyor.

 

6- Böyle bir devlet türünün ilmi literatürde yer almamasının haklı bir sebebi şudur: Yukarıda da dediğimiz gibi, teokratik devlet, devlet idarecileri ile devlet fonksiyonlarının tamamen dini esaslara uygun yürütülmesini ifade eden bir tabirdir.  (Yasama, yürütme ve yargı organları ile devlet başkanı ve kamu görevlilerinin hepsinin din adamından (Sacre College)  (Priest Class) meydana gelir. Ve böyle kurulmuş ve bu esaslara dayalı devam eden bir  devlet bulmak da çok istisnai bir durumdur. Nitekim halen dünya üzerinde ancak  papalık devleti ile Tibet  Lama devleti teokratik devlet tabirine uygun bulunmaktadır.

         Bu sebeple ilim adamları Anayasa Hukuku ve siyaset bilimi sahasında devlet türlerini sıralarken haklı olarak böyle bir türe yer vermiyorlar.

 

7- Teokratik devlet diye bir devlet çeşidinin olmaması ve ilmi sınıflandırmalarda yer verilmemesinin bir diğer sebebi de şu olabilir: Teokratik vasıfta bir devletin, modern dünyada, devletlerarası münasebetleri yürütmesi beklenilemez. Çünkü bütün devlet  idarecilerinin din adamlarından medana gelmesi ve milletlerarası münasebetlerinin de o devletin benimsediği din kaidelerine göre yürütülmek istenmesi halinde milletlerarası münasebetler sahasında bir çok güçlüklerle karşı karşıya kalınır, o kadar ki dış münasebetlerini yürütemezler.

         Zaten halen Papalık devleti ile Tibet Lama  devletinin, modern, çağdaş milletlerarası münasebetlerinden, sıkı bir ticari, hukuki, diplomatik  ve askeri münasebetlerini devam ettirdiği de yoktur ve söylenemez. Daha çok kendi içine kapanık, dış münasebetlerinden hemen hemen kopuk[4]  bir devlet hayatları bulunmaktadır. Hatta bu iki devletin muntazam bir ordusu ve silahlı kuvveti ile, ülke içinde geniş ve yetiştirilmiş güvenlik elemanları da yoktur. Çünki devlet içindeki münasebetlerde, idarecilerin hepsi din adamıdır, tatbik ettikleri kaideler din kaideleridir ve bütün devlet idarecisi ve fonksiyonu da, yine bir din adamı ve dine reis olan devlet başkanını emir ve direktifleri ile yürütülmektedir. Bu sebeple büyük ve geniş çapta bir hukuki ihtilaf çıkması da beklenemez.

 

8- Zaten tatbikattaki duruma baktığımızda da yukarıdaki açıklamalarımızı teyid eden bin manzara ile karşılaşırız. Şöyle ki:

 

         a- Gerek Papalık ve gerekse Lama devletinin , geniş bir ülkesi yoktur. Bilindiği gibi ülke kavramı devletin kurucu ve fiziki bir unsurudur. Ülkesi olmayan bir topluluk siyasi ve hukuki manada bir devlet sayılmaz. Zaten Lama devleti de halen sürgünde yaşadığı Kuzey Hindistan'ın yüksek dağlık bir yerinde, dış dünya ile münasebetleri kesik derecede az, bir devlettir. Keza Papalık (Vatikan) devletinin de ancak 44 hektarlık bir ülkesi bulunmaktadır. Bu ülke de l929 yılında İtalya ile akttettiği Letran andlaşması gereği İtalya tarafından kendisine verilmiş bulunmaktadır.

 

         b- Teokratik devlet diye örnek verdiğimiz bu iki devletin nüfusu da çok azdır. Bilindiği gibi nüfus veya insan unsuru da devletin kurucu bir beşeri unsurudur. Nüfusun az veya çok olması devletlerin teşekkülünde önemli değildir. Ancak bu iki devlete bakacak olursak, nüfuslarının çok az ve sadece din adamlarından ve keşişlerden meydana geldiğini tesbit ederiz.

         Bu devletlerin nüfuslarının kalabalık , hele çok kalabalık olması halinde, ne teokratik vasıflarını devam ettirebilirler ve ne de ülke içi ve dışı münasebetlerini.

 

         c- Bu iki devlet de dış devletler ile, olması gereken ve dünyada görülen bir yoğunlukta bir milletlerarası münasebet kurmuş değildirler ve kuramazlar da, Çünkü devlet hayatları daha çok dini ayin ve törenlerle ve devlet idarecilerinin şahsi ibadet, öğrenim ve öğretimi ile geçmektedir.

 

9- Görüldüğü gibi  Teokratik devlet tabiri, memleketimizde ilmi ve hakiki manasından çok uzak ve yanlış kullanılmaktadır. Hatta ilmi literatürde de, devlet türleri arasında sayılmamaktadır. Ayrıca, Din ve vicdan hürriyetinin her uygulamasına, mesela, tek başına veya topluca namaz kılmak,dini kitap okumak veya dini kitap yazmak v.b. fiillerini teokratik devlet kurma faaliyeti diye belirtemeyiz ve bu fiilleri yapanları da suçlu diye gösterip, teokratik devlet kurmak istiyorlar diye cezalandırılmaları gerektiği yolunda iddia ileri süremeyiz.

 

10- Son olarak tekrarlayalım: Anayasasında Din ve Vicdan hürriyetini tanıyan ve gereklerini yerine getirmek için vatandaşlarına hukuki ve fiili imkan tanıyan devlet teokratik devlet değildir. Aynı şekilde, bir din  veya mezhebi  resmi olarak tanımak ve  ona  mali ve hukuki destek sağlamak da o devleti teokratik yapmaz. Bu devlet, dine (mezhebe) dayalı bir devlettir. Bir devletin din hükümlerine bağlılığını anayasasında ifade etmesi, diğer bir çok maddelerinde de, o dinin hükümlerini realize etmek için sistem ve müessese kurması da o devleti teokratik yapmaz.  Bu devlete de  din devleti veya dini devlet diyebiliriz. Nihayet teokratik devlet ise, devlet başkanı dahil, yasama, yürütme ve yargı organlarının üyeleri ve bütün kamu görevlilerinin din adamı olduğu ve devlet hayatında da tamamen din kaidelerinin tatbik  edildiği, devlet başkanının dini reis ve kutsal bir varlık kabul edildiği bir devlettir. Dünyada sayısı halen iki tanedir.

 

11- Teokratik devlet, Anayasa Hukuku'nda bir devlet türü olarak da adlandırılmamaktadır. Yunanca bir kelime olan teokrasi, ilah ve kuvvet kelimelerinin terkibidir. Bu kök manadan  hereketle, dünyada ancak Papalık (Vatikan) ve Lama devletine teokratik sıfatı verilmekte ve böyle kullanılmaktadır.

Buraya kadar sunduğumuz bilgileri şematik olarak şöyle gösterebiliriz:

 

DİN-DEVLET MÜNASEBETLER

Özet - Şema



[1] Bu konuya bir görüş almak üzere (1) nolu dipnotta zikredilen iki makalemiz ile, yakında yayınlanacak makalemize bkz.

 

[2] Bu konuda şu iki Makalemize bkz. "Dünya anayasalarında Lâiklik Prensibinin Düzenlenişi" (Yeni Türkiye Dergisi, s.21, Sh. 732-741),  2-“Lâiklik Prensibine Bağlı Bazı Meseleler (Dünya Anayasalarından örnekler) ve Türkiyedeki uygulama (İbid., s.22-23), sh. 2557-2570).

[3] Nitekim Türkiye'de Modern Anayasa Hukuku ilminin kurucusu sayılan, senelerce Üniversite ve yüksekokullarımızda  Anayasa Hukuku  derslerini okutan  ve ders kitabı yayınlayan Merhum Ord.Prof.Dr.Ali Fuat Başgil, Prof.Dr. Hüseyin Nail Kubalı, Prof.Yusuf Ziya Özer, Bülent Nuri Esen, Selçuk Özçelik gibi Anayasa Hukuku hocalarının kitaplarında devlet türleri bahsinde böyle bir ayırıma rastlanmamaktadır.

 

[4] Gerçi Papalık devletin yabancı devletler nezdinde bir elçisi vardır ve hatta bu elçi o memleketteki elçilerin diplomatik  duayen'i sayılır.Ama, bu durum, şekli ve nezaket (curtouasie),den ibaret olup, yaygın ve hakiki manasında bir diplomatik temsilci değildir.

 


                                                       <<<<<<  S O N >>>>>>

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 2008-04-06 12:32:55 - teokrasi

Yazan: eda
hiç bişi yapamamışsınız be bn teokrasi monarşi cumhuriyet oligarşi işe yönetilen devletleri istedimmmmmmmmmmmmmmmmm:D
Bağlantı
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa

..Prof. Dr. Servet Armağan'ın 45 yıllık Akademik kariyeri esnasında yazdığı makaleler . yayınladığı kitaplar. katıldığı ilmi toplantılar ile ilmi ve idari görevleri. Dekanlık ve Rektörlük hayatı..

Şubat ayı istatistikleri:
Free Web Site Counter
.Sayfa Okundu

YAZILARIM : (Alfabetik.Liste)



Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Blog RSS

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa